ALTIN 458,62
DOLAR 7,6604
EURO 8,9115
BIST 9,7897
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Mevzi Sağanak

Laiklik Üzerine

18.09.2014
2.243
A+
A-

Laiklik Üzerine

Türkiye’de yıllardan beri gündemde olan ve sürekli tartışılan laiklik meselesi.Laiklik 1937 yılında alınan bir kararla uygulamaya konmuştur.Laiklik nedir ilk önce buna bakalım.Laiklik kısaca din ve devlet işlerinin birbirininden ayrılması herkesin din ve vicdan özgürlüğüne sahip olması demektir.Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına yapıcı gözle bakarsak din işlerinin uhrevileştirilerek devlet işlerinden yüceltilmesi sonucu çıkartılabilir.

Ama bazı kesimler sırf Atatürk’e taş atmak için bunu sıkça kullanırlar.Oysa tarihteki ilk laik denebilecek anlayış 1055 yılında Halife’nin isteği üzerine Bağdat’a giren Sultan Tuğrul Bey’in Halife’nin ordusunu terhis etti ve Halife’yi maaşa bağlayarak onu bir memuru haline getirdi(ancak hiçbir zaman saygıda kusur etmedi).Halife, Tuğrul Bey’den fazladan timar ve maaş isteyip ordu kurmak istediğini söyledi. Bu durum Tuğrul Bey’i sinirlendi.O da cevabında ”senin orduya ihtiyacın yok ben varım söyle neresi fetheldilmesi gerekiyorsa ben fethederim.” Bu şekilde Halife’nin siyasi otoritesi bölgede son buluyor, siyasi otorite Tuğrul Bey’in eline geçiyor.Halife sadece dini işlerde söz sahibidir  bu da Türk tarihindeki ilk laik yönetimdir.

Laik sistemde bütün millet müslim-gayr-i müslim eşittir.Osmanlı Devlet’inde müslümanlar hristiyanalardan üstündür.Hristiyanlar her zaman ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüştür.Bu şer’en caizdir.Osmanlı Devlet’i güçlü olduğu dönemlerde hristiyanları kendine eşit görmez ve onlarla savaşta dahi ittifak yapmazdı.Fakat devlet gücünü kaybedince zaruri olarak hristiyan devletlerle ittifak yaptı.1790-92 yıllarında Osmanlı Devlet’i savaşlarda mağlup olması üzerine hristiyan devletlerle ittifak yapılması  devletin bekası için gerekli görüldü ve önce Prusya sonra İsveç ile ittifak yapıldı.Daha sonra kendi içindeki gayr-i müslim vatandaşlarıda  Tanzimat(1839) ve Islahat(1856) Fermanlarıyla kendine eşit gördü.Bu da şeriat kanunlarına aykırı ve laik sisteme yakın bir uygulamadır.

Buradan çıkarılacak sonuç devletimiz güçlü kimseye muhtaç olmadığı dönemlerde her istediğini yapabiliyordu.Fakat güçten düşünce bazı kalıplara girmesi gerekti.Nitekim Abdulmecid Efendi meclis tarafından halife seçilince Sultan Vahdettin ”saltanatsız hilafet olmaz” diyerek güce işaret etmiştir.

Reklam
ETİKETLER: ,
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.