SON DAKİKA
Viking mezarlarında üzerinde ‘Allah’ yazan kumaşlar bulundu Osmanlı’nın 24 eseri Halep’te yerle bir oldu! Kurıkan Türklerinin silah dökümevi bulundu Rus oyunu Genç Osman’ın Cülusu” tablosunu Kültür Bakanlığı satın aldı Ateistik Yanılgılar İlk Türk Yurdu Neresidir?
Anasayfa / Dinler Tarihi Temmuz 27, 2013 2.914

Türklerde Gök Tengricilik (Şamanizm)

2jfygdsÇok geniş bir coğrafi alana yayılmış olan Türklerin, İslam’dan önceki inanç sistemleri çeşitlilik gösterir. Bu konuda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Türklerin inanç sistemi daha önceleri Şamanizm ve Totemizm olarak açıklanırken, daha sonra ortaya konan araştırmalar, Türklerin eski dinlerinin atalar kültü, tabiat kültleri ve Gök Tanrı kültü olmak üzere üçlü bir din anlayışına dayandığını göstermektedir. Bir başka inanç şekli ise “Şamanizm”di.

Şamanizm’in bir din olmamakla beraber, Türk inanç sistemine sonradan dâhil olduğu; en büyük özelliğinin diğer inanç ve kültlerle kaynaşmaya elverişli olduğu kabul edilir. Şaman (kam)lar dini reis değil büyücü ve sihirbazdı.

Eski Türkler dini reislerine “toyon” derlerdi. Sihirbazlara da “kam” derlerdi. Tibetliler bu kelimeyi “kaman” şekline soktular; Avrupalılar da buna “şaman” kılığını verdiler.1 İslamiyet’ten sonra, Oğuz ilinin kamını “ozan” ünvanı altında görüyoruz.2 Şaman; raks, musiki ve şiir sanatlarının sihri kuvvetleriyle nüfus-ı maneviyatlarını tesir ettirirlerdi. Ellerinde şamana mahsus bir tef yahut davul vardı. Ayin yaparken küçük bir “kamçı” ile ona vururdu. Bu kelimeyi tahlil edelim: kamçı= kam+çı3 Şamanların çoğu şairdi. Şiirler ve ilahiler söylerlerdi4

Kamlar dini ayinleri yönettikleri gibi, onları aynı zamanda tarihte hekim kimlikleriyle de görüyoruz. Sihirle hastalıkları tedavi ettiklerine inanılırdı. Kamların ayinlerde trans haliyle göğe yükseldiklerine ve oradan da yerin altına (cehenneme) indiklerine, Tanrıyla ve ruhlarla temasa geçtiklerine, tabiat üstü güçlerinin olduğuna inanılırdı. Babadan oğula geçtiği için, kam olacak kişinin soyunda kamlık olması şarttı. Kam olacak kişi kendini davranışlarıyla belli ederdi.

Dalgınlık, hayal görme, inziva eğilimi, ormanda, ıssız yerlerde ve çöllerde tek başına dolaşma, uykuda şarkı söyleme vb. davranışlar şamanlık belirtilerinden sayılırdı. Ayrıca asabiyet, zaman zaman bayılma, sara nöbetlerine benzer ve ağızdan köpük gelmesiyle kendini gösteren patolojik haller, ağaç kabuklarıyla beslenme, kendini ateşe veya suya atma, bıçakla kendini yaralama gibi davranışlar da kamlık istidadının belirtileriydi.
Veraset yoluyla kamlığa seçilenlerin, ata şamanın ruhu tarafından rahatsız edildiği tasavvur edilirdi5

İnanışa göre üç ayrı alem vardı:

1. Yukarı dünya (ak)
2. Orta dünya (ak ve kara)
3. Aşağı dünya (kara)

Şamanlar da bu üç aleme nispetlerinde ayrı unvan alırlardı:

1. Tarhan (Büyük şaman)
2. Ak şaman
3. Kara şaman

Kamlar ayinlerinde kurban keser, davul çalar, kuş taklidi yapar ve kuş sesi çıkarırlardı.

11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud’dan öğrendiğimize göre kamlar, Müslüman Türkler zamanında da unutulmuş değildi. Divan-ı Lügat-it Türk’te: “Kamlar kamik arvisti” (Kamlar -ayin sırasında- anlaşılamayan bir takım sözler söyledi) gibi cümlelere rastlanmaktadır.

Aynı yüzyılda Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig’inde kamlar, “otacılar” (tabipler) ile eş değer görülür. Bir yerde şöyle der: “Kerek tut oteçi, kerek kam, öligligke her gız asıg kılmaz em.” (Gerek hekim tut, gerekse kam, eceli gelene ilaç fayda etmez.)

Türklerin İslamiyet’i kabul edişinden sonra da Şaman izlerini gelenek ve adetlerde görmek mümkündür.
Kaman inancına göre ay ve güneş tutulmasını kötü ruhlar gerçekleştirirlerdi. Ayı ya da güneşi bu durumdan kurtarmak için davul çalınıp gürültü çıkarılırdı. Günümüzde dahi Anadolu’da güneş ve ay tutulmasında silah atılır, davul ya da teneke çalınıp gürültü çıkartılır.

Bunun dışında; ağacın kutlu sayılması ve dilek ağaçlarına bez bağlanması, türbelerin yüksek yerlere yapılıp adak adanması, çocuğun kırkının çıkarılması ve bunu törensel bir havayla yapılması, yeni doğan çocukların uzun ömürlü olması ve kendilerinden önceki ölen kardeşleri gibi ölmemesi için isimlerinin Yaşar, Durmuş, Duran, Satılmış, Satı gibi isimler konulması, matem törenlerinde ölünün bindiği atın kuyruğunun kesilmesi Şamanizm’in günümüzde yaşayan izleridir.

Ayrıca; “albastı” (alkarası) efsanesi, anne ve bebeğini “albız” denilen hayali kötü ruhtan korumak için yastıklarının altına soğan kabuğu, bıçak, makas gibi metallerin konulması, ölen kişinin ayakkabısının dışarıya konulması, mezar taşı dikilmesi, ölünün şişmemesi için üzerine bıçak konulması, bıçağın elden alınmaması, nazar boncuğunun nazara karşı koruduğu inancı, ruhun ölüyü kırk günde terk ettiği inancı gibi daha çoğaltabileceğimiz birçok inanış ve gelenek, Türklerin farkında olarak ya da olmayarak Şamanizm inanç ve geleneklerini günümüzde de devam ettirdiğinin ispatlarındandır.

Türklerin İslamiyet’i kabul edişinden sonra Şaman geleneklerinin izlerini en çok Alevi-Bektaşi kültürü içerisinde görüyoruz. Nitekim kam ve Bektaşi kıyafetlerinin birbirine benzemesi, cem törenleriyle kam ayinlerinin benzerliği, kamlık ve dedelik makamının irsî oluşu, törenlerde yapılan kuş taklidi (cem törenindeki semah, turnanın kutsal sayılması, Hacı Bektaş-i Velinin kuş kılığına girip uçtuğu inancı vs.) Şamanizm ile Alevi-Bektaşilikteki benzerliklerin bir kaçıdır. Alevi-Bektaşilikteki “dede” yahut “baba”lar, kamların İslami versiyonlarıdır.

Etiketler
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış

Yorum Yap