SON DAKİKA
Viking mezarlarında üzerinde ‘Allah’ yazan kumaşlar bulundu Osmanlı’nın 24 eseri Halep’te yerle bir oldu! Kurıkan Türklerinin silah dökümevi bulundu Rus oyunu Genç Osman’ın Cülusu” tablosunu Kültür Bakanlığı satın aldı Ateistik Yanılgılar İlk Türk Yurdu Neresidir?
Anasayfa / Dünya Tarihi, Mitoloji Tarih Temmuz 20, 2013 2.351

Roma Cumhuriyeti

İtalya’nın Latium bölgesinde kurulan Roma, tarihte pek çok ülkeyi dil, mimari, edebiyat ve siyaset alanında etkilemiştir. Roma’yı dört tarihi döneme bölebiliriz: Krallık öncesi, krallık, cumhuriyet ve imparatorluk dönemi.
Bu yazıda birbirine zıt olarak görülen iki yönetim biçimi olan Cumhuriyet ve İmparatorluk yönetimlerinin Roma’daki vaziyetlerini göreceksiniz.

Cumhuriyet dönemi M.Ö 509 ile M.Ö 27 arasını kapsamaktadır. Etrüsklerin Latinleri egemenlikleri altına almasıyla kurulan krallıktan olumsuz etkilenen Latin aristokratları M.Ö 509’da Etrüsk hükümdarlığına son vererek Cumhuriyet düzenini kurmuşlardır. Her yıl vatandaşlar tarafından seçilen iki konsül’ün başkanlık etmesiyle başlamıştır cumhuriyet yılları. Aristokratların üstün konumda olduğu bir cumhuriyet söz konusudur. Halkın %10’u tam vatandaşlık haklarına sahip aristokratlardan, geri kalan % 90 ise kısıtlı vatandaşlık haklarına sahip pleb’lerden oluşmaktaydı. Plebler de kendi aralarında zenginler ve alt tabaka olmak üzere ikiye ayrıldı. Fakir olan pleb’ler kısıtlı haklarını dahi kullanamadılar. Bu, aristokratik, soylu sınıfın zengin insanlarının fakir halk üzerinden geçinmesine neden oldu. Fakat pleb’ler zaman içinde basamak basamak ilerleyerek yönetimde gittikçe artan haklara sahip olmaya başladılar. Patriciler bir süre sonra pleb’ler ile senatoda eşit bir yasama gücüne sahip olmayı kabul ettiler. Örneğin; konsüllere seçilen senatörlerden biri pleb’ler arasından çıkmaya başladı.

Senatus Populusque Quiritum Romanorum: Roma Halkı ve Senatosu

Senatus Populusque Quiritum Romanorum (SPQR) Roma Halkı ve Senatosu anlamına gelir.  SPQR, Eski Roma’da krallık döneminden başlayıp cumhuriyet dönemini de içine alan imparatorluğa kadar uzanan mutlak yasama organıdır. Tam olarak M.Ö 753 – M.S 1453 arasında varlığını korumuştur. Yukarıda bahsettiğim gibi Krallık, Cumhuriyet ve İmparatorluk dönemlerinde de varlığını sürdürmüştür.

Roma Cumhuriyeti’nin anayasası daha çok geleneğe dayanan kuşaklarca a

ktarılan sözlü ilkeler dizisiydi. Roma anayasası resmi değildi. Büyük kısmı sözlüydü ve sürekli gelişirdi. Senato ise yetkisini değer ve saygınlığından alırdı.  Bu değer ve saygınlık patrici denilen soylularda bulunur, gelenek ve görenekten gelirdi. Her yıl bu senatörler arasından iki konsül seçilirdi. Bu konsüller barış döneminde yasa hazırlar, savaş döneminde orduya komuta ederlerdi. Ayrıca konsüllerin yıllık seçilmesi görevin aşırı uçlara kaçıp yolsuzluk gibi şeylerin kolay kolay meydana gelmemesini sağlamıştır. Asker hegemonyasının olmaması da Cumhuriyet Roması için refahı artıran önemli bir faktördür.

Roma askeri yapısı Roma ordusu ve Roma donanması olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Roma ordusu diğer ordulardan farklı olarak phalanx denilen genellikle mızr kullanan askerlerin birbirinden ayrılmadan art arda sekiz sıradan oluşan saflar halinde savaşmasını esas kabul eden bir savaş düzeniydi. Ellerinde kalkanları ve mızraklarıyla karşılarındaki gevşek örgütlenmiş askerleri kolayca yıldırabiliyorlardı. Phalanxın bir özelliği de; yalnızca geniş, açık alanlarda dövüşürken etkili olmasıydı. Bu yüzden İtalya’nın engebeli arazisinde savaşırken Romalılar dezavantajda kalıyordu. Sonuç olarak phalanx sisteminden vazgeçildi. Askerler Roma vatandaşı olmalıydı ve kendi zırhlarını bile kendileri temin etmeleri şarttı. Ayrıca şehre asker girmesi yasak olduğu için, ülke her zaman diken üzerindeydi. Roma ordusunda ilerlemek, genişlemek esastı. İlk iki yüzyıl sırasında, Cumhuriyet toprakları İç İtalya’dan bütün Akdeniz dünyasına genişledi. Cumhuriyet’in sınırları bu kadar geniş topraklara ulaşmışken Roma Cumhuriyeti sona erdi ve yerini imparatorluğa bıraktı.

ak ve benzeri silahlarDin olarak Cumhuriyet Romasında paganizm mevcut idi. Romalıların tapındığı tanrıların çoğu Ön-Hint-Avrupalı tanrılardan geliyordu, diğerleriyse Yunan Tanrılarına dayanıyordu. En ünlü iki tanrı Jüpiter ve Mars idi. Ayrıca toplumda katı ahlak anlayışı mevcuttu. Toplum daha çok muhafazakâr kesimden oluşmaktaydı.

Cumhuriyet Romasında yaşam Roma kenti çevresinde geçerdi. Kent gymnasium, tiyatro, hamam gibi mimari yaşamı kolaylaştıran mimari yapılara sahipti. Eğitime önem verilirdi. Hitabet çalışılması ve öğrenilmesi gereken bir sanattı ve iyi hatiplere saygı gösterilirdi. Anadil Latinceydi. Edebiyat Klasik Latin edebiyatından oluşurdu. Aydın tabaka ise eserlerinde Grekçe kullanırdı (İslamiyet’in ilk dönemlerinde Türklerin Farsça kullanması gibi). Müziğe önem verilirdi. Müzik günlük yaşantının bir parçasıydı.

Sonuç olarak Cumhuriyet Roma’sı yaklaşık 500 yıl sürmüş ve yerini İmparatorluk Roma’sı almıştır.

Roma imparatorluğu MÖ 27 – 476 arasında yaşamıştır. Roma’da cumhuriyet’in aksine tek bir güç altında otoriter bir rejim imparatorluğu yönetmiştir. Bu her ne kadar otoriter bir devlet sağlasa da ırsi bir sistem olm


İmparatorluk Roma’sında Yunan kültürüyle büyük bir etkileşim yaşanmış, kültür, sanat olarak diğer uygarlıkların etkisiyle küresel bir yapıya bürünmüştür. Bu sayede etnik çeşitlilik artmıştır. Giderek zenginleşen Latince kültür-sanat alanında Grekçenin hegemonyasını kırmış, imparatorluk sınırlarında kabul gören edebiyat dili Latince olmuştur. Latince bu dönemde lehçeleşmeye başlamıştır, bu durum geleceğin Avrupa dillerinin oluşumu açısından çok önemlidir.  Eski roma dinine inanış azalmış, sadece köylerde varlığını sürdürebilmiştir. Bunun yerine Suriye, Mısır, Yunanistan, Anadolu ve İran üzerinden gelen kültler etkin konumdadır.  (Yunandan Eleusis, Suriye’den Sol İnvictus, Mısır’dan İsis, İran’dan Mithra, Anadolu’dan Kibele) Sınırların genişlemesine bağlı olarak artan zenginlik toplumsal yapıyı olumsuz etkilemiş, toplum şatafat, aşırı zenginlikle deforme olmuştur. Hıristiyanlığın yayılmasını önlemeye çalışmışlarsa da başarısız olmaları sonucu 313 yılında Milano Fermanıyla Hıristiyanlık serbest bırakılmıştır.
adığı için sürekli darbelerin olması ve hanedan değişmesi devleti olumsuz etkilemiştir. Bu darbeler sonucu başa akli dengesi yetersiz imparatorlar tahta geçip, imparatorluğa yıkılmaya giden yola itmişlerdir. Roma İmparatorluğu döneminde Roma vatandaşlarının/yurttaşlarının pek çok ayrıcalığı vardı. Başlangıçta yurttaşlık Roma’ya hizmeti geçmiş kimselere verilirdi, daha sonra yurttaşlık hakkı yaygınlaştırıldı. Roma imparatorluğunun en önemli faaliyetlerinden biri 12 levha kanunlarıdır. Toplumdaki sınıf mücadelelerini önlemek amacıyla hazırlanmış kanunlar Roma’dan sonra birçok devlette hukukun temelini oluşturmuştur.

Cumhuriyet döneminde oluşan sınıflara ek olarak pleb’lerin zenginleşmesi sonucu patricilerden bazı siyasal haklar alarak memur olmaya başlayan, particilerle evlenebilen ve bunların karışımından oluşan bir atlı birlik de orduda yerini alacaktır. Romalılar ele geçirdikleri yerdeki yerli halkı kolonileştirerek Romalılaştırmıştır. Romalılaşan bu yerli halkı askere alıp, paralı olarak çalıştırarak kar etmiştir.

Cumhuriyet döneminde gayet saldırgan, genişlemeci bir politika izleyen Roma, İmparatorluk döneminde fetihler durunca var olan sınırları koruma politikasına dönmüştür. Bu amaçla sınırlar sağlamlaştırılmaya çalışılmıltır. Hadrian Duvarı, Ren Tuna istihkamları ve Pers sınırı sağlamlaştırılmış, barbar akınlarına karşı korunmuştur. Hadrian duvarında Piktler, ren tuna bölgesinde Germenler, doğuda da Parthlar’a (Sasaniler) karşı savunma yapılmıştır.

Cumhuriyet ile İmparatorluk dönemleri arasında oldukça keskin ayrımlar olsa da kültür ve sanata verilen önem değişmemiştir. Roma bildiğimiz kadarıyla varlığını sürdürdüğü zaman dilimi boyunca kültür, sanat faaliyetlerine önem vermiş, stadyumlar, agoralar tiyatrolar hamamlar ve büyük kütüphaneler yaptırmıştır.

Sonuç olarak Roma Cumhuriyeti ve Roma imparatorluğunu askeri, siyasal ve kültürel bağlamda karşılaştırmaya çalıştık. Neredeyse birbirine zıt karakterler içinde gelişen dönemler Roma’nın azametini hiç azaltmamıştır diyebiliriz. Günümüz İtalya’sında hala Roma’dan izler büyük önem taşımakta ve günlük hayatın bir parçası olarak kullanılmaktadır. SPQR hala Roma sokaklarında, senatosunda önemli bir semboldür. Örneğini yukarıda da verdiğimiz gibi Roma Hukuku, çoğu hukukun temelini oluşturarak varlığını sürdürmektedir.

Kaynak:

  1. Freeman, Charles; Mısır, Yunan ve Roma, Dost Kitabevi Yayınları, Ankara 2003
  2. Roux, Patrick; Roma İmparatorluğu, Dost Kitabevi Yayınları, 2006caesar

Gelen Aramalar:

roma cumhuriyet dönemi kanunlar,roma cumhuriyet dönemi kanunların müeyyidesi
Etiketler
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış

Yorum Yap