Türkiye’nin Karanlık Yılları: 27 Mayıs 1960 Darbesi

18.05.2021
101
A+
A-
Türkiye’nin Karanlık Yılları: 27 Mayıs 1960 Darbesi
Reklam

27 Mayıs 1960 Darbesi  Tarihi Gerçekler

Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla birlikte kurulan Türkiye Cumhuriyeti, devletin varlığı ve bölünmez bütünlüğünü korumak adına kendisine en güvenilir kurum olarak hemen her zaman orduyu seçmiştir. İç ve dış tehditler göz önüne alındığında her zaman için caydırıcı bir güç olarak görülen Türk ordusu bu görevini asırlar boyunca titiz bir şekilde yürütmekle kalmamış, hemen her asırda diğer devlet orduları arasında parmakla gösterilen bir yere sahip olmuştur. Bu bağlamda Türk tarihi boyunca devletin içine düştüğü sıkıntılı durumlardan kurtulmak, dış baskılar ve saldırılara karşı koymak ordunun birinci vazifesi olmuştur.

Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte çok partili hayata geçiş birçok defa denenmesine rağmen birçok sebepten ötürü başarısız olmuş 1946 yılına kadar Türkiye Cumhuriyet Halk Partisinin tek başına iktidarıyla yönetilmiştir. 1946 yılında CHP’den ayrılan Celal Bayar, Refik Koraltan, Fuat Köprülü ve Adnan Menderes Demokrat Parti’yi kurarak Atatürk’ten sonra ilk defa çok partili hayata geçişi sağlamış oldular. 1946 yılında yapılan ve CHP’nin baskısı altında geçen seçimlerde otuz kadar milletvekilini meclise sokmayı başaran Demokrat Parti daha demokratik bir ortamda gizli oy açık sayım usulüyle yapılan 1950 seçimlerinde tek başına iktidar olarak 1960 yılına kadar ülkeyi yönetmiştir.
1950 seçimlerine “Yeter söz milletin” sloganıyla hazırlanan Demokrat Parti oyların yüzde 55’ini alarak 416 milletvekili çıkararak tek başına iktidar oldu. Aynı seçimlerde CHP ise 69 milletvekili çıkarabildi. İktidara gelir gelmez Türk halkının tek parti yönetiminde rahatsız olduğu icraatları bir bir kaldırarak halk genelinde önemli bir rahatlamaya sağlamış oldu. Bu icraatların ilki 1932 yılında başlayan Türkçe ezan uygulamasının kaldırılması olmuştur. Haziran 1950 tarihinde yapılan düzenlemeyle ezan tekrar Arapça okunmaya başlandı. Bununla birlikte sanayi, eğitim, sağlık ve iktisadi alanlarda da önemli atılımlar gerçekleştiren Demokrat parti dış siyasette de aktif bir rol oynayarak Kore Savaşı’na gönderilen alay sayesinde NATO’ya girmiş bulunuyordu.

 

1954 seçimlerinde de ezici bir üstünlükle galip gelen Demokrat Parti aynı başarıyı 1958 yılında da tekrarlamıştır. Ancak bu dönemlerde özellikle ordu içerisinde Demokrat Parti iktidarına karşı ciddi rahatsızlıklar baş göstermeye başlamıştı. Parti içi muhalefetin de yıpratmaya başladığı Demokrat Parti iktidarı CHP ile sürtüşmenin de etkisiyle orduyla iyiden iyiye ters düşmeye başladı. Bu çerçevede Türk Silahlı kuvvetleri içerisinde oluşan cunta gizliden gizliye darbe hazırlığı yaparak Demokrat Parti’yi devirmenin hazırlıklarına başlamıştır.

Demokrat Parti’ye karşı ilk darbe teşebbüsü tarihe 9 subay olayı olarak adlandırılan girişimle olmuştur. Cunta içerisindeki bir subayın darbeyi ihbar etmesiyle gerçekleşmeyen darbe neticesinde orduda bir darbe hazırlığı olduğu ayan beyan ortaya çıkmış oldu. Ancak Adnan Menderes buna bir ihtimal vermiyor bu gibi söylentilere çok da ehemmiyet vermiyordu. 1955 yılında yaşanan 6 7 Eylül olayları, 1959 yılına gelindiğinde öğrenci olaylarına dönüşmüş ülkenin hemen her tarafında anarşi hüküm sürmeye başlamıştı. Tam bu sırada Başbakan Adnan Menderes’in uçağının İngiltere’de düşmesi bu gergin havayı bir müddet yumuşatsa da ortam yeniden gerilmeye başlamıştı.

 

5 Mayıs 1960 tarihinde öğrenci gruplarının Kızılay’da toplanıp yaptığı gösterilerin arasına dalan Adnan Menderes öğrenciler tarafından tartaklanmış ve ne istediklerini sorduğunda hürriyet cevabını almıştır. 21 Mayıs’ta ise harp okulu öğrencilerinin yürüyüşü olmuş ancak bu yürüyüş olaysız geçmiştir. Bu olayların gerçekleştiği süre içerisinde TSK içerisindeki cunta da yapılaşmasını tamamlamış ve Milli Birlik Komitesi adı altında ete kemiğe bürünmüştü. Komitenin görünürdeki lideri Cemal Gürsel’di ancak darbeyi asıl yöneten ise Tümgeneral Cemal Madanoğlu idi.
27 Mayıs 1960 tarihinde Başbakan Adnan Menderes Kütahya’da, Cumhurbaşkanı Celal Bayar Çankaya köşkünde ve diğer Demokrat Partili vekiller de bulundukları yerlerde göz altına alınarak Genel Kurmay karargahına getirildiler. Bir süre sonra darbe yönetimi tutuklananların Yassıada’ya götürülerek yargılanmaları kararı verildi. Yargılanmalar neticesinde aralarında Celal Bayar, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan gibi isimlerin bulunduğu 15 kişi idama mahkûm edildi. Bunların arasından Celal Bayar’ın cezası yaş haddi sebebiyle müebbet hapse çevrildi. Milli Birlik Komitesi Celal Bayar, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan dışındaki isimlerin idamını dış baskılar sebebiyle kaldırmak zorunda kaldı.

 

Sonuç olarak Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu 16 Eylül 1961 tarihinde sabaha karşı idam edildiler. Adnan Menderes ise yaşadığı tecrit hayatı sebebiyle rahatsızlanmıştı. İmralı adasında doktor kontrolüne girdikten sonra 17 Eylül 1961 tarihinde saatler 13.21’i gösterdiğinde idam edildi.
Türk siyasi tarihine büyük bir kara leke olarak geçen 27 Mayıs 1960 darbesi askeri vesayetin en zirve noktası olarak Türk demokrasi tarihine geçmiştir.

 

Hazırlayan : Cem Demirtay

İletişim mail: cemdemirtay@gmail.com

kaynak belirtin, tüm hakları saklıdır, alıntı yapılamaz

 

https://www.facebook.com/tarihigercekler1/

Reklam
tarihigercekler
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.