SON DAKİKA
Osmanlı’nın 24 eseri Halep’te yerle bir oldu! Kurıkan Türklerinin silah dökümevi bulundu Rus oyunu Genç Osman’ın Cülusu” tablosunu Kültür Bakanlığı satın aldı Ateistik Yanılgılar İlk Türk Yurdu Neresidir? Türk Adının İlk Defa Ortaya Çıkışı
Anasayfa / Türk Tarihi Mart 15, 2014 187.715

Öz Türkçe adlar Kız isimleri GÖKTÜRK ADLARI Eski turk isimleri Ülkücü isimler Milliyetci isimler Bozkurt isimleri Öz Türk adları

 

 Türkler, özgün kültürleri ve dillerilye çocuklarına anlam taşıyan isimler vermişlerdir. Türklerde çocuğun ismi kişiliğini, kültürünü ve karakterini simgeler. Bu sebeple çocuklarına isim verirken Türk Kültüründe öneme sahip kavramlardan isimler üretmiş ve çocuklarına bu isimleri vermişlerdir. 

“Öz Türkçe İsim” arşivi, derin çalışmalar neticesinde oluşturularak tarih boyunca gerek Türk Hükümdarları ve hükümdarlık ailesi içerisinde, gerekse tarih kayıtlarında geçen telafuzlarla araştırılarak tespit edilmiştir. 

Tarihine ve Kültürüne sahip çıkmak isteyen her bir bireyin Türkçe İsimler kullanması ve nesline bu isimlerle hitap etmesi fevkalade öneme sahiptir. Aşağıda bulunan dökümanlardan Öz Türkçe Erkek isimleri ve Öz Türkçe Kız İsimleri ile ilgili çalışmaları inceleyebilirsiniz.

A HARFİ

ABAK: (Tür.) Eskiden Türklerde ölmüş ataların yani aba’ların suret ve heykelleri.
ABAKA HAN: (Tür.) Ata Han
ABASIYANIK: (Tür.) Gönlünü kaptırmış, aşık olmuş, vurulmuş, kendin-den geçmiş.
ABAY: (Tür.) Beceri. Sezgi, anlayış, dikkat.
ABAZA: (Tür.) Karaçay-Çerkes Özerk bölgesinde yaşayan müslüman bir halk.
ABDAL: (Tür.) 1. Tasavvufta Allah’ın sevgili kulları arasından seçilmiş kırk din büyüklerinin adı. 2. Eskiden tarikatlara bağlı dervişlere verilen ad. 3. Allah’a ulaşma yolunda belli aşamaya erişen kimse.
ABHİZ: (Tür.) 1. Büyük dalga. 2. Kaynak. 3. Su yolu.
ABILAYHAN: (Tür.) Kazak hanı.
AÇA: (Tür.) 1. Amca, ağabey. 2. Başladığı işi bitiren. 3. Güçlü. 4. Büyük.
ACABAY: (Tür.) Ulu, saygın kişi, başkan.
ACAHAN: (Tür.) (Bkz.Aça).
ACAR: (Tür.) 1. Becerikli, hamarat çalışkan. 2. Atılgan. 3. Halk. 4. Yeni, taze.
ACARALP: (Tür.) Büyük yiğit, cesur kişi, korkusuz.
ACARER: (Tür.) Tuttuğunu koparan kimse.
ACARMAN: (Tür.) Becerikli, hızlı, pratik.
ACARÖZ: (Tür.) Özünde yiğitlik bulunan.
ACARSOY: (Tür.) Soyu yigit olan, soydan yiğit olan.
ACUN: (Ar.) Varlık, dünya,kainat, alem, evren.
ACUNAL: (Tür.) Dünyayı fetheden.
ACUNER: (Tür.) Erkekliği, yürekliliği, erliği dünyadan cihana taşmış kimse.
ACUNMAN: (Tür.) Dünyaca tanınmış, çok ünlü.
ACUNSAL: (Tür.) 1. Evreni ilgilendiren, evreni içine alan konu. 2. Evrensel.
ADAHAN: (Tür.) Adanın yöneticisi, hakimi.
ADALAN: (Tür.) Şöhret kazanan, ünü yayılan büyük bir isme sahip olan.
ADANIR: (Tür.) Şöhretli,gösterişli.
ADİL GİRAY: (a.t.i.) Kırım veliahtı.
ADİLHAN: (a.t.i.) Adil yönetici.
AFACAN: (Tür.) Zeki, yaramaz, kabına sığmayan, sevimli.
AFŞAR: (Ar.) 1. Oğuz Türklerinden biri. 2 Hızlı, atılgan.
AFŞİN: (Tür.) Zırh, silah.
AGER: (Tür.) Doğru ve temiz kimse.
AĞA: (Tür.) 1. Büyük, efendi. Ağabey. 2. Amir, reis. 3. Osmanlı devletinde okuma-yazma bilenlere verilen unvan. 4. Halkın saygısını kazananlara verilen unvan.
AĞAHAN: (Tür.) Doğu Türkçesinde ağabey anlamında kullanılır.
AĞANER: (Tür.) Temiz, saf kimse.
AĞAR: (Tür.) Beyaz renkli.
AKAD: (Tür.) Doğruluğuyla tanınan kimse.
AKALIN: (Tür.) Alnı açık,suçsuz.
AKALP: (Tür.) Doğru ve
dürüst kişi.
AKALP: (Tür.) Cömert, eli açık.
AKANSEL: (Tür.) Akarsu.
AKAR: (Tür.) Akıp geçen.
AKASOY: (Tür.) Sevilen,
sayılan soydan gelen.
AKAY: (Tür.) Beyaz ay, parlak göründüğü evre.
AKBATU: (Tür.) Yiğit erkek.
AKBATUN: (Tür.) Yiğit erkek.
AKBATUR: (Tür.) 1. Yiğit, kahraman, yürekli. 2. Uygur yazıtlarında geçen bir Türk kahramanının ismi.
AKBAY: (Tür.) Varlıklı, temiz, saygı değer kimse.
AKBEHMEN: (Tür.) Peygamber çiçeği.
AKBİLGE: (Tür.) Bilgili, alim kimse.
AKBOĞA: (Tür.) Boğa gibi güçlü ve temiz şahsiyetli.
AKBUDUN: (Tür.) Temiz, tanınmış soydan gelen.
AKBUĞ: (Tür.) Tecrübeli, çok savaş görmüş, ak saçlı kimse.
AKBURÇ: (Tür.) Uğurlu bir burçta doğmuş, şansı yaver kişi.
AKÇAN: (Tür.) Temiz yürekli, candan ve samimi insan.
AKCEBE: (Tür.) Beyaz zırh sahibi yiğit.
AKCIVAN: (Tür.) Beyaz tenli delikanlı.
AKÇAKOCA: (Tür.) Temiz ve namuslu erkek.
AKÇALI: (Tür.) Zengin,parası olan.
AKÇAM: (Tür.) Kuzey Amerika’da yetişen bir çam türü.
AKÇAR: (Tür.) İyi ruhlar, çoğu zaman Akçora veya Akçura şeklinde söylenir.
AKÇORA: (Tür.) İyi ruhlar. Manas Destanında bir yiğidin adıdır.
AKDAR: (Tür.) Değerler,kıymetler.
AKDEMİR: (Tür.) Demir gibi güçlü, temiz yürekli.
AKDORU: (Tür.) Doruğu bulutlu dağ.
AKEL: (Tür.) 1. Doğru, dürüst işler yapan kimse. 2. Dürüst, güvenilir erkek.
AKER: (Tür.) 1. Beyaz tenli, yakışıklı. 2. Saçı, sakalı ağarmış, er kişi.
AKERMAN: (Tür.) Olgun yaşa gelmiş, gün görmüş erkek kişi.
AKERSOY: (Tür.) Er yetiştiren soydan gelen yaşlı, olgun insan, er kişi.
AKGÖL: (Tür.) Beyaz renkli gül.
AKGÜÇ: (Tür.) İşe yarayan güç, düşmanı yenen, yüz ağartan kuvvet.
AKGÜN: (Tür.) Sevinçli gün.
AKHAN: (Tür.) Dürüst hakan.
AKHUN: (Tür.) Sibirya’daki Hun birliğinin IV. yy’da bozulmasından sonra, Hunlarm güneye inen kolu tarafından kurulan devlet.
AKIMAN: (Tür.) Eli açık kimse.
AKIN: (Tür.) Güçlüklerden yılmayan, her engeli aşan.
AKINALP: (Tür.) Akın yapan yiğit.
AKINCI: (Tür.) Osmanlılarda ileri karakol.
AKINER: (Tür.) Akıncı ordularında er olarak görev yapan cengâver genç.
AKINTAN: (Tür.) Tan yeri ağırırken akın yapılması.
AKLAN: (Tür.) 1. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri. 2. Sularım bir denize veya göle gönderen bölge.
AKMAN: (Tür.) 1. Temiz, beyaz, güzel insan. 2. Yaşlı kimse.
AKÖZ: (Tür.) Özü, sözü doğru kimse.
AKPOLAT: (Tür.) Manas Destanında sözü geçen bir Türk adı.
AKSAN: (Tür.) İyi ve tanınmış kimse.
AKSIN: (Tür.) Temiz, doğru, dürüst.
AKSOY: (Tür.) Asil, temiz soylu.
AKSUNGUR: (Tür.) Bir nevi av kuşu.
AKSÜYEK: (Tür.) Eski Türklerde soylu anlamında kullanılırdı.
AKŞEMSEDDİN: (t.a.i.) Dinin güneşi.
AKŞIN: (Tür.) l.Azak, akmışı. 2. Derisinde, kıllarında ve gözlerinde doğuştan boya maddesi bulunmayan.
AKŞİT: (Tür.) 1. Kutlu, uğurlu 2. Nur, güneş.
AKTAÇ: (Tür.) Beyaz taç.
AKTAN: (Tür.) Aydınlık, mehtaplı gece.
AKTAR: (Tür.) Aydınlık sabah.
AKTAŞ: (Tür.) Mermer.
AKTAY: (Tür.) Beyaz tay.
AKTEKİN: (Tür.) Temiz huylu yiğit.
AKYIL: (Tür.) Güzel, temiz sene.
AKYİĞÎT: (Tür.) Dürüstlüğüyle tanınmış yiğit.
AKYOL: (Tür.) Doğru, dürüst ve iyi yol.
ALANALP: (Tür.) Fetheden fatih.
ALANGU: (Tür.) Altın geyik.
ALATAN: (Tür.) Güneş doğmadan önce ufukta beliren karışık renkler.
ALATAY: (Tür.) Derisinde benekler olan tay.
ALATLI: (Tür.) Al atı olan,al ata binen kimse.
ALAZ: (Ar.) 1. Alev, yalaz, ateş dili. 2. Dalga dalga, yol yol, yer yer
ALDOĞAN: (Tür.) Doğan kuşunun kırmızı renklisi.
ALGAN: (Tür.) Alan, fetheden.
ALGIN: (Tür.) 1. Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı. 2. Sevdalı, aşık. 3. Hızlı akan su. 4. Renksiz, cansız.
ALGUHAN: (Tür.) Çağatay hanlığı hükümdarı.
ALINAK: (Tür.) Güvenilir,doğru.
ALİ HAN: (a.t.i.) Yüce han.
ALİCENGİZ: (a.t.i.) Akla gelmez, şeytanca, umulmadık.
ALKAN: (Tür.) Kırmızı kan.
ALKIM: (Tür.) Gökkuşağı.
ALKIN: (Tür.) 1. Aşık, sevdalı. 2. Övme, el çırpma.
ALKUR: (Tür.) Tümü, herkes, bütün.
ALP: (Tür.) 1. Eski Türklerde pehlivan, cesur, yiğit. 2. Savaşçı.
ALPAGU: (Tür.) 1. Eski Türklerde bir rütbe adı. 2. Eski Türklerde bir kurt adı. 3. Tek başına düşmana saldıran cesur kişi.
ALPAGUT: (Tür.) 1. Kurt. 2. Çiftlik sahibi. 2. Malı mülkü olan.
ALPAĞAN: (Tür.) Cesur,yiğit, kahraman.
ALPAK: (Tür.) Dürüst,kahraman, cesur.
ALPASLAN: (Tür.) Arslan gibi cesur, yiğit, kahraman, savaş adamı. Büyük Selçuklu hükümdarı.
ALPAY: (Tür.) Yiğit, cesur kimse.
ALPAYDIN: (Tür.) Aydın,bilgili ve yiğit kişi.
ALPBİKE: (Tür.) Genç,delikanlı.
ALPDOĞAN: (Tür.) Doğuştan kahraman ve yiğit olan.
ALPER: (Tür.) (Bkz. Alpay).
ALPEREN: (Tür.) Yiğit,bahadır.
ALPERTUNGA: (Tür.) Efsanevi Türk hükümdarı ve destan kahramanı.
ALPGİRAY: (Tür.) Yiğit hükümdar.
ALPHAN: (Tür.) Yiğit, kahraman hükümdar.
ALPKAN: (Tür.) Yiğit soydan gelen.
ALPKIN: (Tür.) Keskin kılıç.
ALPMAN: (Tür.) Cesur, yiğit, kahraman.
ALPSOY: (Tür.) Kahraman, cesur soya mensup olan.
ALPTEKİN: (Tür.) Kahraman şehzade.
ALPTUĞ: (Tür.) Kahramanlığı yiğitliği Tuğla takdir ve taltif edilen.
ALTAN: (Tür.) 1. Hakanlara verilen isim, padişah, sultan. 2. Sabahın güneş doğduğu zaman ki zamanı.
ALTANER: (Tür.) Güneş gibi ışıklarını saçarak kavmini aydınlatmaya yetenekli, güçlü ve ümit veren bahadır.
ALTAY: (Tür.) 1. Altay dağ lan çevresinde yaşayan Türklerin genel adı. 2. Asya’da Batı Sibirya ile Moğalistanı ayıran dağlık bölge.
ALTEMUR: (Tür.) Demir’in kızıllaşmış hali.
ALTINAY: (Tür.) Altın gibi sarı ve parlak ay.
ALTINOK: (Tür.) l.Eski Türklerde iyi nişancılara verilen unvan. 2. Çok değerli ok, hedefini bulan ok.
ALTUNA: (Tür.) Tarihimizde türkülerimize masal ve öykülerimize bağdaş kurmuş Tuna Nehri’nin, güneş batarken sularına akseden ışıkların etkisiyle kıpkırmızı görünüşü.
ALTUNAY: (Tür.) Ay’m sarı renkli hali.
ALTUNÇ: (Tür.) 1. Bakır alaşımı. 2. Al, kırmızı gözlü.
ALTUNER: (Tür.) 1. Altın gibi değerli. 2. Değerli kimse.
ALTUNHAN: (Tür.) Zengin hakan.
ANDAÇ: (Tür.) 1. Bir kimseyi ya da geçmiş bir olayı, olguyu hatırlattığı için saklanan ya da hatırlatsın diye verilen şey. Anmalık, yadigâr, ber-güzar. 2. Önemi nedeniyle bellekte tutulan ya da bir yere yazılan olgular, anılar. Hatırat.
ANDAK: (Tür.) O anda,hemen.
ANGIN : (Tür.) 1. Tanınmış ünlü, ün sahibi. 2. Bayındır.
ANIL: (Tür.) 1. Anılmak. 2. Hatırlanan. 3. Ünlü, meşhur.
ANİF: (Tür.) 1. Şiddetli, sert. 2. Çok yakından geçen. 3. Haşin. 4. Bahsedilen, belirtilen.
APAYDIN: (Tür.) Çok aydınlık, gizli, saklı, karanlık yanı olmayan.
ARAF: (Tür.) 1. Cennet ile cehennem arasındaki yer. 2. Tepe. 3. Adetler, ussuller.
ARAL: (Tür.) 1. Birbirine yakın adlar topluluğu. 2. Orta Asya’ da bir göl.
ARBAŞ: (Tür.) Mutlu ve huzurlu baş.
ARBEK: (Tür.) Han ve hakan çocuklarına sarayda hocalık, terbiyecilik eden bilgin kişi.
ARDA: (Tür.) 1. İşaret için dikilen değnek. 2. Çıkrıkçı kalemi. 3. Eskiden bazı çavuşların ellerinde tuttukları değnek. 4. Sonra gelen.
AREF: (Tür.) 1. Anlayışlı ve bilgili. 2. Pek maruf, çok bilinen.
AREL: (Tür.) Dürüst, temiz kimse.
ARGU: (Tür.) 1. İki dağ arası uçurum. 2. Kırgızların en büyük boyu.
ARGUN: (Tür.) 1. Güçsüz, dermanı olmayan, zayıf, çelimsiz. 2. Bir çeşit kaval.
ARGÜN: (Tür.) Temiz, aydınlık gün.
ARHAN: (Tür.) Üstün nitelikli, gururlu bakan.
ARICAN: (Tür.) Doğru, temiz kimse.
ARIÇ: (Tür.) Barış, asayiş.
ARIER: (Tür.) Çalışkan kimse.
ARIKAL: (Tür.) Temiz kal,doğru kal.
ARIKAN: (Tür.) Temiz ve doğru soy.
ARIKUT: (Tür.) Temiz kanlı, soyu, mayası temiz.
ARTMAN: (Tür.) Kötülüklerden temizlenmiş, ruhu, düşünceleri ve davranışları arınmış, dürüst insan.
ARIN: (Tür.) 1. Temiz, arı, saf. 2. Alın. 3. Yüz, çehre.
ARINÇ:(Tür.) 1. Temiz,saf, arı.
ARISAL: (Tür.) Arı gibi çalışkan kimse.
ARISAN: (Tür.) Temiz,doğru, tanınmış kimse.
ARITAN: (Tür.) Temizleyen, duru duruma getiren.
ARİF: (Tür.) 1. Meşhur, ünlü. 2. Bilgili, irfan sahibi, bilgi sahibi. 3. Sıbyan mektebi hocası veya kalfası.
ARKAN: (Tür.) 1. Temiz,arı kandan gelen.
ARKIN: (Tür.) 1. Yavaş, ağır, sakin, uysal. 2. Gelecek yıl.
ARKUT: (Tür.) Temiz,uğurlu, kutlu.
ARSAL: (Tür.) Namuslu,temiz huylu.
ARSEBÜK: (İ.) 1. Temiz ruhlu ve çabuk. 2. Toy. 3. Namus konusunda titiz.
ARSLAN: (Tür.) 1. Kuvvet ve saldırganlığıyla tanınan hayvan. 2. Cesur adam, bahadır. 3. Bir çeşit çiçek.
ARSLANGİRAY: (Tür.) 1. Cesur, korkusuz han. 2. Er.
ARSLANŞAH: (Tür.) 1. Arslan gibi güçlü ve cesur kral. 2. Cesur komutan.
ARSOY: (Tür.) Sanatçı soy.
ARTAÇ: (Tür.) Arkadaş,meslekdaş, dost.
ARTAN: (Tür.) 1. Fayda, yarar. 2. Üstünlük, meziyet, nitelik.
ARTANÇ: (Tür.) ince ruhlu, duyarlı, sanatkâr.
ARTUÇ: (Tür.) Ucu sivri demirle donanmış mızrak.
ARTUK: (Tür.) Selçuklu emiri.
ARZIK: (Tür.) Dindar, sofu.
ASAL: (Tür.) Temel, başlıca, esaslı.
ASALET: (Tür.) Soyluluk,soy temizliği.
ASUTAY: (Tür.) Hırçın tay.
AŞIK: (Tür.) 1. Bir başkasını aşkla seven. 2. Dalgın, unutkan. 3. Tasavvufta Allah’a muhabbet duyan kişi.
ATA: (Tür.) 1. Soyun geçmişte yaşamış ferdi. 2. Vermiş, veriş. 3. Baba.
ATABEK: (Tür.) 1. Devlet idaresinde yetkiye mensup, lala. 2. Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs.
ATABEY: (Tür.) Devlet yönetiminde çalışan.
ATABÖRÜ: (Tür.) Erkek ve yaşlı kurt.
ATACAN: (Tür.) (Bkz. Ata).
ATAÇ: (Tür.) Atalarla ilgili olan, Atalardan gelen.
ATAERGİN: (Tür.) Çocuklarına, torunlarına akıl hocalığı yapabilen, doğru yolu gösterebilen olgun, bilgili ata.
ATAMAN: (Tür.) Olgun, tecrübeli, hanların en yetişkin ve göreneklisi.
ATAKAN: (Tür.) 1. İleri atılan. 2. Her işe giden adam.
ATAKER: (Tür.) Atılgan,korkusuz er.
ATAKLI: (Tür.) Namlı, ünlü, tanınmış.
ATAKOL: (Tür.) Ataların bir kolundan gelen. Aile kolu.
ATAKUL: (Tür.) Atasına hizmet ve saygıda kusur etmeyen, atasına candan bağlı kimse.
ATAKUT: (Tür.) Mukaddes ata, kutlu ata.
ATAL: (Tür.) Atalardan gelen örf, adet ve töreler.
ATALAN: (Tür.) Ata gibi olmak, atalaşmak, ataların yerini doldurmak.
ATALAR: (Tür.) 1. Bireyin kan ve dünürlük ilişkileriyle bağlı bulunduğu, kendisinden önce yaşamış aile ve hısım akraba topluluğu. 2. Bir toplumun ya da toplumsal kümenin geçmiş kuşakları.
ATALAY: (Tür.) Ünlü, şöhretli, namı olan.
ATAMAN: (Tür.) 1. Başkan, önder, lider. 2. Don kazaklarının önderlerine verilen ad.
ATAMER: (Tür.) Mertlik,cesaret, dürüstlük simgesi ata.
ATAN: (Tür.) 1. Keskin nişancı, attığını vuran. 2. Fırlatan, savuran.
ATANÇ: (Tür.) Atalıktan pay almak, atalaşmak, ata tavır ve daranışla-rında bulunmak.
ATANER: (Tür.) (Bkz. Ata).
ATASAGUN: (Tür.) Eski Türklerde hekimlere verilen ad.
ATASAN: (Tür.) Atanı, ceddini sev.
ATASAY: (Tür.) Atalarına saygı gösteren, onları sayan.
ATASOY: (Tür.) Baba soyu, baba kök ağacı.
ATAULLAH: (Tür.) Allah’ın bağışladığı, hediye ettiği, ihsanı.
ATAV: (Tür.) 1. Herkesçe sevilen, öğülen, saygı gören ata. 2. Kabile büyüğü, saygı değer kişi.
ATAY: (Tür.) Bilinen, tanınmış.
ATIF: (Ar.) 1. Çevirme, imale. 2. Birinin işi veya sözü olduğunu ima etme. 3. Yüzünü çeviren. 4. Merhamet sahibi. 5. Beğenen.
ATIL: (Tür.) Girişken olmak, ilerlemek için caba göstermek.
ATILAY: (Tür.) 1. Ünlü, şanlı, şöhretli. 2. Atilla’dan sonra tahta geçen ünlü hükümdar.
ATILGAN: (Tür.) 1. Karşısındaki engeleri aşabilen, atılabilen. 2. Cüretkâr, karşı gelebilen. 3. Hevesli, meraklı.
ATİLLA: (Tür.) 1. Büyük, ünlü. 2. Savaşçı, fatih. 3. Hun Türklerinin büyük hükümdarı. 4. Babacık.
ATKIN: (Tür.) Atılmış: Kumaş dokumasında kullanılan tabir.
ATLAN : (Tür.) Ata binmek.
ATLAS: (Tür.) 1. Üstü ipek, altı pamuk kumaş, diba. 2. Büyük harita. 3. Düz, tüysüz. 4. Atlas okyanusu.
ATLIHAN: (Tür.) Ata binmiş, süvari.
AVCI: (Tür.) 1. Bir şeyi elde etmeye uğraşan kimse. 2. Av yapan. 3. Osmanlı Sarayı’nda şikariler diye adlandırılan askeri grub.
AY: (Tür.) 1. Dört hafta. 2.Yılın on iki bölümünden biri.
AYABA: (Tür.) Muham-med Tapar’m oğlu.
AYALP: (Tür.) Ay kadar parlak ve güzel, yiğit.
AYANA: (Tür.) Saygı.
AYANOĞLU: (Tür.) Belirgin, açık.
AYAŞAN: (Ar.) Başarısı, ünü, şanı yükselen.
AYATA: (Tür.) Eski Türklerde, gökyüzünün ikinci katında oturduğuna inanılan Ay Tanrısı.
AYAYDIN: (Tür.) Ay ışığı, ay aydınlığı.
AYAZ: (Tür.) Soğuk, dondurucu soğuk.
AYBAR: (Tür.) 1. Korku veren. 2. Görkemli, gösterişli.
AYBARAN: (Tür.) Güçlü, kuvvetli, tuttuğunu koparan yiğit, bahadır.
AYBARS: (Tür.) Hun hükümdarı Atilla’nın amcasının adı. Bazı araştırmacılar vaşak anlamını veren oybars şeklinde okumaktadır.
AYBAY: (Tür.) Ay gibi yöresini aydınlatan, servetinden çevresini faydalandıran hayırsever zengin kimse.
AYBEG: (Tür.) ileri gelen, aydın yönetici.
AYBERK: (Tür.) 1. Sağlam ay. 2. Ayrn şimşek gibi parlaklığı. 3. Ay yaprağı, yaprak.
AYBEY: (Tür.) Ay gibi güzel ersiz ve çocuksuz kadın.
AYBİGE: (Tür.) Dolunay, büyük ay.
AYÇETİN: (Tür.) Zor, güç ay.
AYDAR: (Tür.) 1. Perçem, kâkül. 2. Manas destanında adı geçen bir yiğit-
AYDEMİR: (Tür.) Marangozların kullandığı bir keser çeşidi.
AYDIN: (Tür.) 1. Aylı gece.2. Aydınlık, ışıklı, parlak.3. Açık, belirgin. 4. Mübarek, mesut, kutlu, uğurlu. 5. Okumuş,kültürlü, ileri fikirli.
AYDIN AY: (Tür.) Işıklı ve parlak ay.
AYDINALP: (Tür.) Bilgili, yiğit, kahraman kişi.
AYDINEL: (Tür.) İleri, aydınlık ve iyi düşüncele-rifı uygulayıcısı el.
AYDINER: (Tür.) Kültürlü, ileri düşünceli, çağın gereksinimlerini benimseyen er kişi.
AYDINOL: (Tür.) Aydın kişi ol.
AYDINTAN: (Tür.) Şafak vakti.
AYDİNÇ: (Tür.) Cesur, aydın kişi.
AYDOLUN: (Tür.) Dolunay, mehtap.
AYERDEM: (Tür.) Ahlakın övdüğü niteliklere sahip ve ay gibi güzel kimse.
AYGUT: (Tür.) Mükafat, karşılık.
AYHAN: (Tür.) 1. Ayın hakimi. 2. Oğuz’un altı oğlundan biri.
AYKAC:(Tür.) 1. Akıl veren, 2. Söyleyen, konuşan. 3. Ozan, şair.
AYKAN : (Tür.) Asil, soylu, temiz kişi.
AYKUT: (Tür.) 1. Karşılık, ödül. 2. Uğurlu, kutlu.
AYKUTALP: (Tür.) Mükafat veren kahraman.
AYMAN: (Tür.) Ay gibi güzel,
AYSAN: (Tür.) Ay gibi, ayyüzlü.
AYTAÇ: (Tür.) Başa takılan ay, ay şeklinde.
AYTEK: (Tür.) Ay gibi.
AYTEKİN: (Tür.) Ay prensi, ay şehzadesi.
AYTOLUN: (Tür.) 1. Dolunay. 2. Ayın on dördü gibi güzel.
AYTUĞ: (Tür.) 1. Mızrağın ucuna yapılmış, ayın üstüne yapılan tüy. 2. Tuğ, tüy.
AYZER: (t.a.i.) 1. Altın renginde ay. 2. Ay’ın altın renginde olduğu zaman.

B HARFİ

BABA: (Tür.) 1. Birinci dereceden akraba. 2. Koruyucu, velinimet. 3. Kendi dölünden çocuğu olan erkek. 4. Saygı ifadesi olarak yaşlılara verilen unvan. 5. Zencilerde görülen saraya benzeyen hastalık. 6. Tekke i büyüğü. 7. Ecdad, Ata.
BABÜR: (Tür.) 1. Hüküm dar, Hindistandaki Türk-Hint imparatorluğunu kuran kişi. 2. Böbürlenme.
BAĞATUR: (Tür.) Cesur, yiğit.
BAĞDAŞ: (Tür.) Dost, yakın arkadaş.
BAĞIŞ: (Tür.) 1. Bağışlanan şey, ihsan. 2. Atlama, sıçrayış.
BAĞIŞHAN: (Tür) Bağışlanan şey, bağış.
BAĞLAM: (Tür) 1. Bir koşuttaki dörtlüklerin her-biri. 2. Herhangi bir olayda olaylar, ilişkiler, durumlar örgüsü ya da bağlantısı. 3. Cinsleri ayrı ya da birbirlerine yakın olan şeylerin bir arada bağlanması, deste, demet. 4. Dilbilgisin-de, önce veya sonra gelen kelimeyi etkileyen birim veya birimler bütünü.
BAHADIR: (Tür) Yiğit, cesur.Mete ‘nin diğer bir söylenişi, Timur soyundan Hindistan’da hükümdarlık yapmış Türk lider.
BAHADIRHAN: (Tür.)(Bkz. Bahadır).
BAKANAY: (Tür.) Gökyüzünde duran ay, açık seçik.
BAKYAZI: (Tür.) Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet.
BALA: (Tür.) 1. Yukarı, yüksek, yüce. 2. Azat. 3. Yedek atı. 4. Çocuk, yavru.
BALABAN: (Tür.) 1. Gürbüz, canlı, cüsseli, insan veya hayvan. 2. Çocuk bekçisi.
BALAMİR: (Tür.) Eski bir Türk kağanı.
BALGAM: (Tür.) Bal gibi tatlı, şirin.
BALDEMİR: (Tür.) Şirin,güçlü, kuvvetli.
BALER: (Tür.) Cana yakın,tatlı dilli kimse.
BALİ: (Tür.) Eski, köhne,koca.
BALÎBEY: (Ar.-Tür.) Osmanlı beylerinden Bosna beyi olarak Kanuni’nin Belgrad Seferine katıldı. Mohaç savaşında düşmanı iki yandan çevirerek zaferin kazanılmasında büyük payı oldu.
BALİSOY: (Ar.-Tür.) Eski,köklü soydan gelen.
BALKAN: (Tür.) 1. Avrupa’nın Güneydoğu bölgesine verilen isim. 2. Sarp ve ormanlık sıradağları.
BALKAR: (Tür.) 1. Kuzey Kafkasya’da yaşayan bir Türk boyu. Kıpçakların bir kolu. 2. Bu boya mensup kişi.
BALKI: (Tür.) 1. Işık, parıltı. 2. Şimşek. 3. Süslü,güzel, parlak.
BALKIR: (Tür.) Şimşek, pırıltı, ışık.
BALSAN: (Tür.) 1. Çok sevgili, samimi arkadaş. 2. Kardeş.
BANGU:(Tür.) 1. Yankı, gökgürültüsü. 2. Bağırış, haykırış.
BARAK: (Tür.) Oğuzların Bayat boyuna mensup bir oymak. Gaziantep, Nizip ve Kilis çevresinde yaşarlar.
BARANSEL: (Tür.-Fars.) 1. Yağmur mevsimi. 2. Yağmur.
BARAY: (Tür.) Ezeli, önce-siz, önce’si olmayan.
BARBAROS: (İtal.) Kırmızı sakal. Baba-Oruç. Türk denizci kaptan-ı derya.
BARIK:(Tür.) 1. Yeşillik, çayırlık yer. 2. Sivri tepeler arasında ki uçurum, yüksek kayalıklar-daki çatlaklıklar.
BARIM: (Tür.) Servet,zenginlik, varlık.
BARIN : (Tür.) 1. Güç, kuvvet. 2. Bütün, hep. 3. Moğol devrinde Orta Asya’da büyük beyliklerden biri. 4. Göğüs.
BARIŞ: (Tür.) 1. Dirlik, düzenlik. 2. Savaşsızlık durumu. 3. Savaştan sonra silah bırakma, uzlaşma sulh.
BARKAN: (Tür.) 1. Hareketli kumul. 2. Çöllerde rüzgarın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan ay biçimindeki küçük kumsal kütle.
BARKIN: (Tür) Yolcu,gezgin, yolculuk eden.
BARLAS: (Tür.) Savaşçı,kahraman.
BARS: (Tür) 1. Kaplana benzer yırtıcı hayvan. 2. Arı oğulu.
BARTU: (Tür.) En eski Türk kağanlarından biri.
BAŞAK: (Tür.) Sağlam, dayanıklı.
BAŞAR: (Tür.) Başarılı ol,işi sonuçlandır.
BAŞARMAN: (Tür.) Yaptığı işi başarı ile sonuçlandıran.
BAŞAY: (Tür.) Birinci, ilkay.
BAŞBUĞ: (Tür.) Başkumandan, hükümdar.Eski Türklerde orduya kumanda eden komutanlar.
BAŞEĞMEZ: (Tür.) Buyrak altına girmeyen, kişilikli.
BAŞER: (Tür.) (Bkz. Başar).
BAŞKAYA: (Tür.) Kayala-rınbaşı, kuvvetli, güçlü.
BAŞKAYNAK: (Tür.) İlk kaynak, ana kaynak.
BAŞKUR: (Tür.) Türk çadırlarının çevresindeki kanatları örten bölümlerin üst tarafına bağlanan ve 18 cm eni olan kuşak.
BAŞKURT: (Tür.) Ural dağları bölgesinde yaşayan ve Türklerin kıpçak kolundan olan bir boy.
BAŞKUT: (Tür.) Talihli kimse, kutlu.
BAŞOK: (Tür.) Önde olan yiğit.
BAŞOL: (Tür.) Başta ol,önder ol.
BATI: (Tür.) Güneşin battığı yön ve bu yöndeki ülkeler.
BATIBOY: (Tür.) Türklerin göç sonucu batıya yerleşen oymakları.
BATIR: (Tür.) Kahraman,yiğit, bahadır.
BATTAL: (Ar.) 1. Pek büyük. 2. Kahraman, cesur. 3. Hantal, işe yaramaz. 4. İşsiz.
BATU: (Tür.) Gücü yeten, üstün gelen, galip.
BATUHAN: (Tür.) Altınor-du devletinin kurucusu.
BATUR: (Tür.) Cesur, yiğit, kahraman, bahadır.
BATURALP: (Tür.) Yiğitler yiğidi.
BATURAY: (Tür.) (Bkz. Ba-tur).
BATURHAN: (Tür.) (Bkz. Batur).
BAYAR: (Tür.) 1. Ulu, yüce saygın, soylu. 2. Ekilmemiş toprak.
BAYAZID: (Tür.) (Bkz. Ba-yezid).
BAYBARS: (Tür.) Bahri Memlüklerin sultam olup Kıpçak ülkesinde doğmuştur.
BAYBAŞ: (Tür.) İleri gelen, zengin, saygın.
BAYBORA: (Tür.) Fırtına.
BAYDAK: (Tür.) Bayrak.
BAYDAN: (Tür.) Şımarık,gururlu, kendini beğenmiş.
BAYDAR: (Tür.) Kırım yarımadasında Sivastopal şehrinin güneyinde tar-tada bir Türk köyü. Güzellik ve bereketiyle ünlüdür. BAYDIR: (Tür.) Kuvvetli,güçlü.
BAYDU: (Tür.) İlhanlı devleti hükümdarı Hulagunun torunu. 11 ay İlhanlı devleti hükümdarı oldu.
BAYDUR: (Tür.) Kuvvetli,güçlü, cesur.
BAYER: (Tür.) Varlıklı,zengin kimse.
BAYGÜÇ: (Tür.) Güçlü ve zengin kimse.
BAYMAN: (Tür.) (Bkz.Baygüç).
BAYINDIR: (Tür.) İmar edilmiş, mamur.
BAYKAL: (Tür.) Yaban kısrağı. Orta Asya Türk ülkelerinde yaşar.
BAYKAM: (Tür.) Doktor,hekim.
BAYKAN: (Tür.) Bay soyundan, zengin.
BAYKOCA: (Tür.) Saygın,varlıklı.
BAYKURT: (Tür.) (Bkz.Baykoca).
BAYKUT: (Tür.) Kutlu, talihli.
BAYKUTAY: (Tür.) (Bkz.Baykut).
BAYMAN: (Tür.) Varlıklı,saygın.
BAYRAM: (Tür.) 1. Neşe ve sevinç günü. 2. Dini bakımdan kutlanması gereken özel gün.
BAYRI: (Tür.) Çok eski zamanda var olmuş, eskiden beri var olan.
BAYRU: (Tür.) (Bkz. Bayrı).
BAYRUALP: (Tür.) (Bkz.Bayru).
BAYRUHAN: (Tür.) (Bkz.Bayru).
BAYSAL: (Tür.) Soylu,şöhretli kimse.
BAYSAN: (Tür.) Zengin,varlıklı, tanınmış.
BAYSU: (Tür.) {Bkz. Baysan).
BAYSUNGUR: (Tür.) Ak-koyunlu hükümdarla
rından olan.
BAYTAL: (Tür.) 1. Bayır, yokuş. 2. Kısrak.
BAYTEKİN: (Tür.) (Bkz. Baytal).
BEDÜK: (Tür.) Büyük,gösterişli, yüce, önemli.
BERATA: (Tür.) İleri gelen ailelerden, soylu, saygın.
BEKDİL: (Tür.) 1. Doğru sözlü, mert. 2. Gönlü zengin.
BEKSAN: (Tür.) 1. Ünlü, tanınmış. 2. Bey unvanı verilmiş.
BEKTÖRE: (Tür.) Değişmez töreleri olan, törelerine bağlı.
BELEK: (Tür.) 1. Armağan, hediye. 2. Selçukluların emiri.
BELGE: (Tür.) Bir gerçeğe tanıklık eden şey.
BENGİ: (Tür.) Sonsuz,hep kalacak olan, ebedi.
BEREN: (Tür.) Güçlü,kuvvetli, zekalı.
BERK: (Tür.) 1. Kuvvetli, sağlam. 2. Katı, sert, şiddetli. 3. Hızlı. 4. Orman. 5. Arı, yaprak, şimşek.
BERKAN: (Ar.) 1. Parlama. 2. Kıvırcık tüylü kuzu kürkü.
BERKANT: (Tür.) Bozulmaz, güçlü, yemin.
BERKE: (Tür.) 1. Kama. 2.Altınordu hükümdarı.
BERKEL: (Tür.) Güçlü el.
BERKER: (Tür.) Sağlam ve güçlü kişilikli.
BERKÎ: (Tür.) Şimşek gibi parlak olan. B
ERKİN: (Tür.) Sağlam,güçlü, kuvvetli.
BERKKAN: (Tür.) Sağlam soydan gelen.
BERKMAN: (Tür.) Sağlam,kuvvetli, kişilikli.
BERKSAN: (Tür.) Güçlü tanınan kimse.
BERKSOY: (Tür.) (Bkz.Berksan).
BERKSU: (Tür.) Soğuk ve keskin su.
BERKÜN: (Tür.) Güçlü,sağlam tanınmış.
BETİK: (Tür.) Yazılı olan şey, yazılmış yapıt.
BETİM: (Tür.) 1. Bir nesnenin kendine özgü belirtilerini tam ve açık bir biçimde, söz yada yazıyla anlatma, tasvir. 2. Herhangi bir şeyin resmi yada heykeli.
BEYBOLAT: (Tür.) Çelik gibi güçlü, saygın.
BEYREK: (Tür.) 1. Çok nazik, çok kibar efendi, bey. 2. Hüzünlü.
BEYTÖRE: (Tür.) Adetleri uygulayan.
BEYZADE: (Tür.) 1. Bey oğlu. 2. Soylu kimse.
BİLAN: (Tür.) Süslü ve işlemeli kılıç kemeri.
BİLEK: (Tür.) Güç, kuvvet.
BİLEN: (Tür.) Bilgili, anlayışlı.
BİLGEHAN: (Tür.) Göktürk Hakanı.
BİLGEKAĞAN . (Tür.) Göktürk hakanı.
BİLGEKAN: (Tür.) Bilgili soydan gelen.
BÎLGER: (Tür.) Akıllı, bilgili, bilgiye sahib.
BİLGİN: (Tür.) Bilgili kişi.
BİLMEN: (Tür.) Bilen, anlayan.
BİNALİ: (Tür.) Ali’nin oğlu.
BİNALP: (Tür.) Yiğitler.
BİNKAN: (Tür.) Soylu kanlar.
BİRANT: (Tür.) Tek yemin. 2. Özelliği olan yemin.
BİRAT: (Tür.) 1. Asil, soylu bir aileye mensup. 2. tik erkek çocuğuna verilen isim.
BİRCAN: (Tür.) Eşsiz, tek.
BİRDAL: (Tür.) Bir tane,tek.
BİRGE:(Tür.) 1. Kamçı. 2 Beraber.
BİRGİT: (Tür.) Birleşmiş,birlik olmuş.
BİRHAN: (Tür.) Tek yönetici.
BİRKAN: (Tür.) Soylu.
BİRMEN: (Tür.) Benzeri olmayan.
BİROL: (Tür.) Tek olmak.
BİRTAN: (Tür.) Bir tane,tek.
BORAN: (Tür.) Rüzgar, şimşek, sağanak yağmurun birlikte olduğu iklim hadisesi.
BOYLAN: (Tür.) Kibirli,gururlu.
BOYRAZ: (Tür.) Kuzey rüzgarı.
BOYSAN: (Tür.) Yakışıklı delikanlı, uzun boylu.
BOYSEL: (Tür.) Uzun boylu.
BOZBEY: (Tür.) Kır beyi,
BOZBORA: (Tür.) Fırtına.
BOZDOĞAN: (Tür.) Bir şahin türü.
BOZER: (Tür.) Beyaz tenli.
BOZKURT: (Tür.) Göktürk efsanelerinde yer alan kutsal hayvan.
BOZUN: (Tür.) 1. Büyük Selçuklu emirinin adı. 2. Sürülmemiş tarla.
BOZYEL: (Tür.) Yağmur getiren lodos rüzgarı. BÖKE: (Tür.) 1. Kahraman, güçlü kimse. 2. Önder, başkan. 3. Kabadayı. 4. Güreşçi, pehlivan.
BUDAK: (Tür.) 1. Ağacın dal olacak sürgünü. 2. Dal. 3. Dalın gövde içindeki sert bölümü.
BUĞRA: (Tür) 1. Büyük erkek deve. 2. Turna kuşu, turna sürüsünün önünde uçan turna horozu. 3. Harizm hükümdarlarından birinin lakabı.
BUĞRAHAN: (f.t.i.) X. yy’da Türk hükümdarlarından bir çoğuna verilen unvan.
BULAK: (Tür.) Kaynak,çeşme, pınar.
BULUT : (Tür.) Gökyüzünde mahiyetine göre farklı yükseklikte bulunan hava kütlesi.
BURÇ: (Ar.) 1. Kalenin köşelerine yapılan daha yüksek ve daha kalın çıkıntı. 2. Yuvarlak bina. 3. Tek hisar.
BURKAN: (Tür.) Uygur Türklerinin Budaya verdikleri ad.
BUYAN: (Tür.) 1. Mutluluk, talih. 2. Sevab.
BUYRUK: (Tür.) 1. Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı güç. 2. Egemen. 3. Emir. 4. Kendi başına hareket eden.

C-Ç HARFİ

CANER: (Tür.) Genç, dinamik, canlı, delikalı.
CENGİZ: (Tür.)Dengiz- Deniz
CEYHAN: Güney Anadolu’da Toroslar’dan doğan ve Akdeniz’e dökülen nehir.
CEYHUN: (Tür.) 1. Orta Asya’da Amu-Derya’ya Arap ve Farslıların vermiş olduğu ad. 2. Tevrat’a göre cennetin 4 nehrinden biri.
COŞKUN: (Tür.) 1. Coşmuş, galeyana gelmiş. 2. Duyarlı, aşırı hareketli..
CUMALİ: (Tür.) Cuma günü doğan çocuk.
ÇAĞATAY: (Tür.) 1. Yavru at, tay. 2. Doğu Türklerine verilen ad. Çağatay Han: Cengiz Han’ın ikinci oğlu Çağatay. Müslümanlara ve dinin emirlerine karşı politika uygulamakta ve Moğol yasasını uygulamaktaydı. Gusl abdestini yasaklamıştı. Hıristiyan dostu olarak bilinirdi.
ÇAĞRI: (Tür.) 1. Çakır gözlü. 2. Mavi hareli göz. Çağrı Bey: Büyük Selçuklu devleti hükümdarı Tuğrul Bey’in kardeşi. Çağrı Bey müslüman olduğunda Davud ismini almıştır.
ÇELEBİ: (s.) 1. Efendi, nazik. 2. Şehir terbiyesi görmüş, okur yazar, tahsilli. 3. Osmanlı devletinin ilk devirlerinde şehzadelere verilen unvan. Musa Çelebi, Süleyman Çelebi gibi.
ÇELİK: (Tür.) 1. Su verilip sertleştirilen demir. 2. Çok güçlü, kuvvetli. 3. Kısa kesilmiş dal.
ÇETİN: (Tür.) 1. Sert, elde edilmesi zor, müşkil. 2. inatçı, azimli.
ÇEVİK: (s.) Hızlı, hareketli, durmayan.
ÇIDAM: (Tür.) Sabır etmek, tahammül. ÇINAR: (Tür.) Çınar ağacı.

D HARFİ

DEMİR: (Tür.) Dayanıklı, mavimsi esmer renkli bir maden.
DEMİRHAN: (Tür.) Güçlü hükümdar.
DEVRİM: (Tür.) 1. Hareket halinde bir şeyin bir eğri çizerek dönmesi, devretmesi. 2. İnkılap, Köklü değişiklik. 3. Eskiyi kaldırıp yeniyi yerine koymak. 4. İhtilal.
DİKMEN: (Tür.) 1. Dağların en yüksek yeri. 2. Koni biçiminde sivri tepe. 3. Yayla.
DİNÇER: (Tür.) Kuvvetli, genç, yiğit.
DİRSEHAN: (Tür.) Dede Korkut hikayelerinde, çocuğu olmadığı için hor görülen sonra da Boğaç Han adında yiğit bir oğula sahib olan kahramanın adı.
DOĞAN: (Tür.) Yırtıcı bir kuş.
DURMUŞ: (Tür.) (Bkz. Dursun).
DURSUN: (Tür.) Durmak, kalmak.

E HARFİ
EDGÜ: (Tür.) İyi.
EDİZ:(Tür.) 1. Yüksek yer. 2. Ulu, büyük, yüce, değerli.
EFE: (Tür.) 1. Ağabey, büyük kardeş. 2. Cesur, kahraman. 3. Kabadayı.
EGE: (Tür.) 1. Bir çocuğu koruyan, sorumlu olan. 2. Büyük, ulu.
EMRAH: (Tür.) Anadolu saz şairlerinden.
EMRE: (Tür.) Aşık, vurgun.
ENES: (Tür.) 1. insan. 2. Enes b. Malik: Rasûlallah (s.a.s)’den çok hadis nakleden sahabelerden-dir.
ENGİN: (Tür.) 1. Ucu, bucağı görünmeyecek kadar çok geniş. 2. Değer ve fiyatı düşük olan. 3. Yüksekte olmayan, alçak yer. 4. Açık deniz.
ERALP: (Tür.) Yiğit erkek.
ERCAN: (Tür.) Canlı, diri,sağlıklı erkek.
ERDEM: (Tür.) 1. Hüner, becerik. 2. Fazilet. 3. Liyakat. 4. Usta gemici. 5. İnsanın ruhsal durumu.
ERDİNÇ: (Tür.) Duru,kuvvetli erkek.
ERDOĞAN: (Tür.) Yiğit doğan.
EREN: (Tür.) 1. Yetişen, ulaşan. 2. Cesur, yiğit kişi. 3. İyi yetişmiş kişi. 4. Koca, zevç. 5. Kişi, şahıs. 6. Ermiş.
ERGİN: (Tür.) 1. Olmuş. 2. Haklarını kendi kullanmak için yasanın gösterdiği yaşa gelmiş olan kimse.
ERGÜN:(Tür.) 1. Yumuşak, uysal kimse. 2. Sulu kar, sulu saf kar.
ERKAL: (Tür.) Erkek olarak kal, adam ol.
ERKUT: (Tür.) 1. Güçlü, dayanıklı erkek. 2. Mübarek insan, kutlu insan.
ERMAN: (Tür.) 1. istek, arzu. 2. Pişman olma.
ERSAN: (Tür.) 1. Adıyla, sanıyla, ünlenmiş erkek. 2. Güzel, güçlü.
ERSÖZ: (Tür.) Yiğit sözlü.
ERTEKİN: (Tür.) Soylu erkek.
ERTUĞRUL: (Tür.) Doğru, dürüst, yiğit. Ertuğrul Gazi: Osmanlı Hanedanı’nın kurucusudur.

G HARFİ

GENCER: (Tür.) Taze, körpe, yiğit.
GİRAY: (Tür.) Kuvvetli, güçlü. Kırım hanları tarafından kullanılan unvan.
GÖKALP: (Tür.) Göklerin yiğidi bahadır.
GÖKSEL: (Tür.) Semavi,gökteki ahenk.
GÖKTÜRK: (Tür.) Orta Asya’da yaşamış eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan kişi.
GÜRBÜZ: (Tür.) 1. İri, kuvvetli, büyük, cesur.2. İyi yetişmiş.3. Sağlıklı.
GÜRHAN; (Tür.) 1. Hanlar hanı.
GÜRKAN: (Tür.) 1. Gelişmiş, taze, genç, hareketli. 2. Bol kan.
GÜVEN: (Tür.) 1. Korku ve kuşku duygusundan uzak. 2. Yüreklilik, cesaret. 3. İnanma, bağlanma.

H HARFİ

HASBİ: (Tür.) isteyerek ve karşılık beklemeden yapılan.
HINCAL : (Tür.) Öç almak.

I-İ HARFİ

İLGAZ: (Tür.) 1. Atın dört-nalla koşması, çok hızlı koşması. 2. Akın, hücum etmek. 3. Batı Karadeniz’deki dağ kütlesi. 4. Çankırı’nın ilçesi.
İLBEY:(Tür.) Vali.
İLKER: (Tür.) İlk doğan çocuk.
İSTEMÎHAN: (Tür.) Göktürk devletinin kurucusu Bumin kağanın kardeşi olan Türk hakanı.

K HARFİ

KAAN: (Tür.) 1. Eski Türklerde ve Moğollarda imparatora verilen ad. 2. Hükümdar, hakan.
KARACA: (Tür.) 1. Geyikgillerden küçük, boynuzlu, güzel görünüşlü av hayvanı. 2. Üst kol. 3. Rengi karaya çalan, esmer.
KARTAL: (Tür.) 1. Kartalgillerden, Siyah tüylü, kırık ve kuvvetli gagalı, geniş kanatlı, büyük yırtıcı kuş. 2. Yeniden dirilmek, güçlü olmak.
KAYA: (Tür.) 1. Kayalık sarp dağ. 2. Büyük ve sert taş kütlesi.
KAYHAN: (Tür.) Sirt, güçlü, kayaı bile delecek güçlü sesi olan.
KAYIHAN: (Tür.) Güçlü hükümdar.
KIVANÇ: (Tür.) 1. Övünen, güvenen. 2. Sevinç, memnuniyet.
KORKUT: (Tür.) 1. Büyük dolu tanesi. 2. Şeytan, cin. 3. Korkusuz, heybetli.
KOKSAL: (Tür.) Yer altında geniş bir alana dağılan kök.
KUBİLAY: (Tür.) Cengiz Han’dan sonra Moğol imparatorluğu tahtına çıkan büyük kağanların en meşhuru 35 yıl saltanat sürmüş ve 1294 yılında 80 yaşında ölmüştür.Kendisi Moğol adı Türkçedir.
KUTAN: (Tür.) 1. Saka kuşu. 2. Saban. 3. Dua, yalvarma.
KUTAY: (Tür.) 1. Mübarekay. 2. Bir sultanlık.
KUTLU: (Tür.) 1. Uğurlu , hayırlı. 2. Bahtiyar, mesut. 3. Mübarek.
KÜRŞAD: (Tür.) Eski Türklerde yiğit, alp.

L HARFİ

LACÎN:(Tür.) 1. Bir cins şahin. 2. Şiddetli. 3. Yalçın, sarp.

M-N HARFİ

MEHMET: (Tür.) Muhammed isminin türkçesi-dir. (Bkz. Muhammed).
METE: (Tür.) Büyük Türk-Hun imparatoru.
MUTLU: (Tür.) Uğurlu,bahtiyar, talihli.
NURTEKİN: (a.t.i.) Aydın ve güvenilir, emin.

O HARFİ

OFLAZ: (Tür.) 1. Gürbüz, yakışıklı, güzel giyinen. 2. Becerikli. 3. Eflatun rengi. 4. tşe yarar uygun. 5. Cesur kabadayı. 6. Tam, iyi, güzel, eksiksiz.
OGÜN: (Tür.) Anımsanan belirli bir günde doğan.
OĞUZ: (Tür.) 1. tyiyaratı-lışlı, saf, mübarek. 2. Genç, sağlam, kuvvetli. 3. Anlayışı kıt. 4. Tosun, köylü. 5. Türk efsanelerinde geçen büyük bir kahraman. Büyük bir Türk boyu.
OĞUZALP: (Tür.) Oğuz boyundan, yiğit, savaşçı.
OĞUZER: (Tür.) Oğuz er.
OĞUZHAN: (Tür.) 1. Yiğit han, hakan. 2. Oğuz boylarının efsanevi kahramanı.
OKAN: (Tür.) 1. Öğrenme, anlama, anlayış. 2. Oğuz, tanrı.
OKAY: (Tür.) 1. Şans, talih, baht. 2. Şanslı, talihli. 3.Beğenme. 4. Satürn gezegeni.
OLCAYTU: (Tür.) Şanslı, talihli.
OLGUN: (Tür.) Yetişmiş, iyi gelişmiş.
ONGUN: (Tür.) l.Tam, eksiği olmayan. 2. Bol, verimli, bayındır. 3. Kutlu, beğenilen, mutlu. 4. Kurtulmuş, onmuş. 5. Gürbüz, gelişmiş.
ONUKTEKİN: (Tür.) Sevilen, sayılan, güvenilir, emin insan.
ORÇUN: (Tür.) Ardıllar, halefler.
ORHAN: (Tür.) 1. Şehrin hakimi, yöneticisi. 2. Orhan Gazi: Osmanlı imparatorluğunun ikinci padişahı.
ORHUN: (Tür.) 1. Orta Asya’da bir ırmak. 2. Yüksek, yüce Hun. 3. Orta Asya Türklerinin kullandığı en eski yazı.
ORTAÇ: (Tür.) 1. Ozanların bulunduğu tepe. 2. Mirasçı. 3. Veliaht. 4. Sıfat fiiller.
OSMAN: (Tür.) 1. Bir tür kuş ya da ejderha. 2. Hz. Muhammed (s.a.s)’in damadı ve Hz. Ömer’den sonra devlet başkanı olan III. Halife. Osman Gazi: Osmanlı devletinin kurucusu.
OZAN: (Tür.) 1. Şakacı, tatlı, güzel konuşan. 2. Şair, şiir yazan.

ÖCAL: (Tür.) Yapılan kötülüğün acısına çıkarmak, öcünü almak.
ÖKKEŞ:(Tür.) 1. Bir dağ adı. 2. Erkek örümcek.
ÖKTEM: (Tür.) Şerefli, güçlü, korkusuz, gösterişli.
ÖNDER: (Tür.) Bir davada, fikri, siyasi bir harekette önde giden, önayak olan, kitleyi idare eden kimse, şef, lider.
ÖNER: (Tür.) 1. Başta gelen, önde gelen. 2. Sıra. 3. Yön.
ÖYMEN: (Tür.) Evine bağlı, evcimen.
ÖZALP: (Tür.) Özünde yiğit olan kimse.
ÖZAY:(Tür.) Parlak, aydınlık, özü ay gibi temiz olan.
ÖZBERK: (a.f.i.) Özü güçlü kimse.
ÖZBEY: (Tür.) (Bkz. Öz-bay).
ÖZBİR: (Tür.) Asıl, soy, temel birliği.
ÖZCAN: (Tür.) içten, samimi, candan.
ÖZDEMlR: (Tür.) Özü demir gibi güçlü olan.
ÖZGÜR: (Tür.) 1. Kendi kendine hareket etme, davranma karar verme gücü olan. 2. Bağımsız, hür, tutuklu olmayan.
ÖZHAN: (Tür.) Hükümdar soyundan gelen.
ÖZKAN: (Tür.) Soylu kimse, temiz kan.
ÖZKUL: (Tür.) Hakkıyla ibadet eden kul, gerçek kul.
ÖZMEN: (Tür.) Sağlam kişilikli, özü iyi olan.

P HARFİ

PAKER: (f.t.i.) İyi, temiz, dürüst kimse.
PALA: (Tür.) Geniş ve kısa kılıç.
PALAZ: (Tür.) 1. Güzel, gürbüz, canlı, şişman. 2. Dağınık. 3. Kuş yavrularının civcivlikten sonraki durum.

S-Ş HARFİ

SALTUK: (Tür.) Erzurum ve yöresinde Selçuklular devrinde Saltuklular beyliğini kuran Türk beyi Emir Saltuk.
SANCAR: (Tür.) 1. Kısa kama. 2. Saplar, yener, batırır. 3. Selçuklu sultanlarından birisinin adı.
SANER: (Tür.) Tanınmış, ünlü kimse.
SARUHAN: (Tür.) Ha-rizm’den gelip Anadolu’ya yerleşen Saruha-noğulları beyliğinin kurucusu.
SAVAŞ: (Tür.) iki taraf teşkilat, ülke veya ülkeler topluluğu arasında meydana gelen silahlı vuruşma, harb. Doğuş, kavga, mücadele, uğraş.
SEÇKİN: (Tür.) Mümtaz, seçilmiş, ayrılmış, benzerlerinden üstün olduğu için ayrılmış.
SELÇUK: (Tür.) 1. Güzel konuşabilen.2. XI. Anadolu, Kafkaslar ve Orta Doğu’da imparatorluk kuran Türk topluluğunun hükümdarı.
SERDAR: (Fars.) 1. Sefer zamanında padişah yerine ordunun başında sefere giden veziri azamlara verilen unvan. 2. Başkumandan.
SERGEN: (Tür.) 1. Yorgun, perişan. 2. Tepelerdeki düzlük yer. 3. Laf.
SEZGiN: (Tür.) Sezme yeteneği, anlayışlı.
SONER: (Tür.) Bir iş, bir uğraşta ümit beklenen son kişi.
SÖNMEZ: (Tür.) Her zaman canlı olan, aydınlık olan, parlaklığını yitirmeyen.
SÜMER: (Tür.) Mezopotamya’da yaşamış bir kavim. Uygarlıkta çok ileri gitmiş eski bir millettir.
ŞAHBEY: (f.t.i.) Yüce, saygın, üstün nitelikli.
ŞAHİN: (f.t.i.) Yırtıcı bir kuş.
ŞENER: (f.t.i.) Neşeli, şen kişi.

T HARFİ

TAMER: (Tür.) Her yönüyle eksiksiz gerçek yiğit.
TAN: (Tür.) Güneş doğmadan önceki alaca karanlık.
TANER: (Tür.) Şafak gibi
aydınlık, yiğit kişi. TANJU: (Tür.) Çinlilerin Türk hakanlarına verdiği isim.
TANZER: (Tür.) Altın renginde, sarı tanyeri.
TARHAN: (Tür.) 1. Eski Türk kavilerinde demirci, tacir gibi zanaatçıların şeflerine verilen unvan. 2. Moğollar zamanında devlete hizmeti dokunan komutanlara, büyük memurlara, arazi sahiplerine ve tacirlere verilen bir imtiyaz ve şeref rütbesi.
TÂRİK: (Tür.) Sabah yıldızı, venüs.
TARKAN: (Tür.) 1. Ayrıcalıklı. 2. Dağınık, perişan.
TAŞKIN: (Tür.) 1. Taşmış durumda olan. 2. Sel. 3. Aşırı.
TAYFUN: (Tür.) Büyük Okyanus ve Çin denizinde görülen bir büyük fırtına.
TAYFUR: (Tür.) l.Tayfuri-ye tarikatının kurucusu. 2. Bir tür kuş.
TAYGUN: (Tür.) Tayvari, tayımsı, çok genç ve zinde, tay gibi çevik.
TAYYİB: (Ar.) İyi, hoş, güzel.
TEKiN: (Tür.) 1. Boş, ıssız. 2. Rahat, sakin, uslu. 3. Uyanık. 4. Tek. 5. Uğurlu. 6.Hakan oğlu
TEMÜR: (Tür.) Demir.
TEOMAN: (Tür.) Hun Hakanı Mete’nin babası.
TERCAN: (Tür.) 1. Genç, dinamik. 2. Kırmızı buğday.
TEZER: (Tür.) Çevik, hızlı kimse.
TÎMUÇİN: (Tür.) 1. Moğol
imparatorluğunun kurucusu Cengiz’in asıl adı. 2. Sağlam, katı demir.
TİMUR: (Tür.) Timur imparatorluğunun kurucusu. Fırat nehrinden Hint Okyanusu’na kadar uzanan çok geniş bir bölgeyi hükmü altına aldı. 1402 yılında Ankara savaşında Yıldırım Bayezıt’ı yendi.
TOKTAMIŞ: (Tür.) Bir yere yerleşmiş.
TOLGA: (Tür.) Demir harp başlığı. Savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık. Miğfer.
TORAMAN: (Tür.) Tombul, iri, genç irisi.
TOROS: (Tür.) Anadolu-nun güneyinde bulunan ve uzantıları Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya doğru uzanan dağ sistemi. TORUMTAY: (Tür.) Yırtıcı bir kuş.
TOSUN: (Tür.) 1. Erkek dananın sütten kesildiği andan ilk süt dişini kaybettiği zamana kadar aldığı ad, genç boğa. 2.Tıknaz, sıhhatli delikanlı.
TOYCAN: (Tür.) Çok genç ve tecrübesiz olan.
TUFAN: (Tür.) 1. Nuh peygamber zamanında yağdığı ve bütün dünyayı su baskım altında bıraktığı anlatılan zorlu yağmur. 2. Zorlu yağmur.
TUĞRUL: (Tür.) 1. Gagası ve pençeleri çok güçlü, akbabaya benzeyen mitolojik bir kuş. 2. Büyük Selçuklu devletinin kurucusu. Selçuk beyin torunu ve Mikail beyin oğlu.
TUNA: (Tür.) Avrupa’nın en büyük ırmaklarından biridir. Almanya’nın kar orman dağlarından doğar Romanya’dan Karadeniz’e dökülür. Türk tarih ve folklarında önemli bir yeri vardır.
TUNCAY: (Tür.) Tunç renginde ay.
TUNCER: (Tür.) Tunç gibi güçlü kimse.
TUNÇ: (Tür.) Bakır, çinko ve kalay karışımı olan pirince benzeyen koyu kızıl bir alaşım.
TURAN: (Tür.) Yeryüzündeki bütün Türklerin birleşme ülküsü.
TURGAY: (Tür.) 1. Çayır kuşu, toygar. Z.Timur’un babası, Türk Barlas kabilesinin reisi.
TURGUT: (Tür.) 1. Belde , oturulacak yer. 2. Ünlü Türk denizci Akdeniz’de bir çok sefer yaptı. Trab-lusgarp beylerbeyliğine getirildi. Malta kuşatmasında kaleden atılan bir mermiyle öldü.
TURGUTALP: (Tür.) Osmanlı devletinin kuruluş yıllarında inegöl Kalesini alan kahraman yiğit.
TURHAN: (Tür.) 1. Soylu ve seçkin kişi. 2. Eski Türklerde uluslarında vergi ödemeyen, han huzuruna izinsiz girip çıkabilen imtiyazlı kişi.
TÜRKAN: (Tür.) Muhafız,koruyucu.
TUTUŞ: (Tür.) Savaş, mücadele.
TUYAN: (Tür.) 1. Semiz, şişman. 2. Gururlu, kibirli.
TUYGUN: (Tür.) 1. Şımarık. 2. Hassas, duygulu. 3. Güçlü, kuvvetli.
TÜRKER: (Tür.) Türk kahramanı, Türk yiğidi.
TÜRKEŞ: (Tür.) ili nehri vadisinde oturan ve Göktürk devletinin dayandığı esas topluluk olan bir Türk boyu ve bu boydan olan kimse.
TÜRKKAN: (Tür.) Damarlarında Türk kanı taşıyan.
TÜRKMEN: (Tür.) 1. Oğuz Türklerinin bir kolu. 2. Bu koldan olan kimse.

U- Ü HARFİ

UĞUR: (Tür.) 1. Kimi olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan iyilik kaynağı. 2. Şans, talih, iyilik. 3. Tesadüf, fırsat.
ULUÇ: (Tür.) 1. Selçuklular döneminde Türk beylerine verilen unvan. 2. Ünlü Türk denizcisi Uluç (Kılıç) Ali paşa’nın adı.
ULVİ: (Tür.) Yüce, yüksek, manevi yapısı ön plana çıkabilen.
UMUR: (Tür.) Deneyim,bilgi, görgü.
UMUT: (Tür.) Umut, güven duygusu, ummaktan doğan.
URAL: (Tür.) Hazar denizine dökülün, ırmak ve sıradağ.
USHAN: (Tür.) Akıllı hükümdar.
UYGUR: (Tür.) 1. Uygar, medeni. 2. Orta Asya’da büyük devlet ve uygarlık kurmuş, yazılı anıtlarla sanat yapıtları bırakmış olan bir Türk ulusu.
ÜLGEN: (Tür.) 1. Ulu, yüksek, yüce. 2. iyilik tanrısına verilen ad.
ÜNAL: (Tür.) 1. Tanın, ün kazan, adın duyulsun, şöhret ol. 2. Ün al.
UNSAL: (Tür.) Adın duyulsun.
ÜVEYS: (Tür.) Arzu eden, isteyen.
VAROL: (Tür.) Sağlıklı ol,uzun hayatın olsun.
VEYİS: (Tür.) Yoksulluk,
VURAL: (Tür.) Vur al.
VURALHAN: (Tür.) Vural han.

Y-z HARFİ

YAĞIZ: (Tür.) l.Koyu renkli, esmer. 2. Yiğit. 3. Bakımlı hayvan.
YAHYA: (Tür.) Kur’an-ı Kerimde de geçen peygamberlerden biridir.
YALÇIN: (Tür.) 1. Cilalı, parlak. 2. Düz, kaygan. 3. Sarp.
YALÇINER: (Tür.) Sert, parlak yiğit.
YALIM: (Tür.) 1. Ateş, alev.2. Bıçak gibi kesici alet.3. Kaya, uçurum. 4. Kuvvet, kudret, güç. 5. Derece, 6. Gurur.
YALIN: (Tür.) l. Gösterişi olmayan, sessiz. 2. Ateş, alev. 3. Büyük kaya, taş.4. Çıplak, örtüsü olmayan.
YALMAN: (Tür.) 1. Bıçak, kama, kılıç. 2. Eğik, eğinik.
YAMAN: (Tür.) 1. Kötü, korkulan. 2. Güçlü, kuvvetli, cesur. 3. Becerikli, işbilir.
YAŞAR: (Tür.) Doğan çocuğun uzun ömürlü olması için konulur.
YAVUZ: (Tür.) 1. Yaman, güçlü. 2. Şiddetli, sert. 3. Güzel, müstesna. 4. Kötü. 5. Padişah ismidir.
YAVUZER: (Tür.) Güçlü, kuvvetli erkek.
YAZGAN: (Tür.) Süsleyici, sürekli yazı yazan, yazar.
YELTEKİN: (Tür.) Çabuk, hızlı.
YENAL: (Tür.) Galip gelmek, zafer kazanmak.
YENER: (Tür.) Üstün gelen, kazanan,
YENGİ: (Tür.) Yenme, kazanma, zafer.
YENİSEY: (Tür.) Orta Asya’nın büyük ırmaklarından biri.
YILDIRAY: (Tür.) l.Işık saçan ay, parlak. 2. Korkutan, sindiren.
YILDIRIM: (Tür.) 1. Büyük bir ışık ve ses çıkartarak hava ile yer arasında olan elektrik boşanması. 2. Ad tamlamalarında tamamlayan olarak kullanılırsa tamlananın en son hızla yapıldığını anlatır. 3. Osmanlı Padişahı Bayezıt’ın unvanı.
YILDIZHAN: (Tür.) Yıldızların hakanı.
YILMAZ: (Tür.) Gözü korkup vazgeçmeyen, yılmayan, sebatlı, güçlü, kuvvetli.
YİĞİT: (Tür.) 1. Yürekli, güçlü. 2. Genç, erkek, delikanlı. 3. Düşüncelerini açıkça söyleyen, açık sözlü.
YİĞİTCAN: (Tür.) Korkusuz, kahraman.
YURDAER: (Tür.) Yurdu için doğmuş kimse.
YÜCEL: (Tür.) Yüksel, yüce bir duruma gel, başarı kazan.
YÜKSEL: (Tür.) Bulunduğu yerden daha yükseğe çık., başarı kazan, ilerle.

 

Öz Türkçe adlarKız isimleri ,GÖKTÜRK ADLARI ,Eski turk isimleri ,Ülkücü isimlerMilliyetci isimler ,Bozkurt isimleri ,Öz Türk adları

 

Gelen Aramalar:

eski türk isimleri,türk isimleri,eski türk isimleri ve anlamları,öz türkçe isimler,göktürk isimleri,göktürkçe isimler,ulkucu kiz isimleri,ulkucu isimleri
Etiketler
Yorumlar

Yazıya 13 yorum yapılmış.

  1. Heyder Kınık Eylül 22, 2014

    Bunlar hakkında az da olsa bilgim vardı. Ama yeni bilgiler öğrenmiş oldum. Harikaydı. Yaşasın Türk Irkı!

  2. Gökhan Göktürk Aralık 8, 2015

    Göktürkler bizim özümüzdür.Ulu Atamız ölmeden önce bayrağımızı Gökbayrak yapmayı düşünmekteydi.Atatürk Göktürk ruhuyla dünyaya gelmiş ve Türk halkını asimile olmaktan kurtarmıştır.

  3. Furkan kalayci Ocak 15, 2016

    Yuru git lan denyo atatürk asimile olmaktan kurtarmismiskurtarmismis Gerzek. Evet bu millet zamanla araplara benzemis bu yüzden töresini örf ünü unutmuş bu yüzdende adalet kılıcı elinden dusmustur. Ancak atatürk dediğin İngiliz yalakasi melun bu milleti türklüğe bir adım dahi yakinlastirmamis aksine İngilizlere benzetmiştir. Ne töreni bilirsin ne orfunu ne adetini gelmiş birde burada İngiliz yalakasini savunmuş. Ataturk Süleyman şah zamanindaki kurdoglunun başarıya ulaşmış halidir. Allah bu milleti bu milletten kurtarsın inşallah.

  4. Mert Şubat 6, 2016

    Allah senin gibi nankorleri bu memleketten temizler insallah. Senin ettigin dua kabul olmaz. Bu memlekette yedigin lokmada haram gecer kursagindan. Sen nerenin yavsagisin ki Atatürkü kötülüyorsun?

  5. Avşar Temmuz 3, 2016

    Lan kazma atalarimizdan sonra bu ülkenin adı ni tekrar Türk yapan bir insan ingiliz yalakasimi oluo kör cahil it

  6. Tanri Biz Menen Aralık 26, 2015

    Ben Guney Azerbaycanli Turkum cok sevdim bu adlari ancak cogu Farsca ve Arapca adlari di eger olursa bu yabanci adlari silin ve Turkun eskili adlari cok iyi olacak sagolun ve yasiyasiz

  7. özgür isminin yazılışını öğrenebilirmiyim.teşekkürler Ocak 2, 2016

    .

  8. qorqut Şubat 8, 2016

    çok güzel ve kökenli isimler yazmışsınız.teşekkürler.men tebrizden.Yaşasın Büyük Turan.

  9. Aybars Şubat 15, 2016

    Gündem \ Tarihi Konular

    Osmanlıyı Kim Kurdu Ya da Kuranlar Gerçekten Türkler mi Bizlerden mi başka bir deyişle!!!
    englshtcher
    25 Aralık 2011 22:33
    Osmanlıyı Kim Kurdu Ya da Kuranlar Gerçekten Türkler mi Bizlerden mi başka bir deyişle!!!
    OSMANLI TÜRK MÜ & OSMANLIYI TÜRKLER Mİ KURDU?

    Bilindiği üzere birçok tarihçi osmanlı Türk mü, değil mi diye tartışır. Çoğunlukla Türk sayarlar, en çok da Türkiyedeki tarihçiler Osmanlıy Türk kabul eder; fakat hakikat aslında öyle değildir. Bütün deliller ise tam tersini ıspatlamaktadır. Osmanlıya Türk dendiği özellikle son 100 yılda yazılmış kitaplarda görülür, daha öncesinde böyle birşey yoktur. Avrupa Türk kelimesini ırki manada kesinlikle kullanmamıştır. osmanlı ise hiç bir zaman kendine ne Türk demiştir, nede Türklüğü kabul etmiştir.

    Osmanlı Devletinde kamu ile ilgili belgelerde, Türkçe sözcüğe 1876 Anayasasına değin rastlanmadı. Bu belgelerde Tek bir Türkçe kelime yoktur.

    Osmanlının Türk olmadığını maddelerle açıklayalım.

    1. Osmanlının kayı boyundan olduğu söylenir fakat böyle bir delil veya ıspat yoktur.

    İlk osmanlı parasında Kayı boyu tamgası olduğu tamamen uydurmadır. Olsaydı bile Osmanlıyı Türk saymak için kanıt sayılamaz.

    Osmanlı devletinin ilk parası:

    Kayı boyunun damgası nerede? Görebilen var mı?

    1597?de Şerefhan tarafından yazılan Şerefname’de ?Rum hükümdarı Fatih Sultan Mehmet? diye geçiyor. Yunan ve Rum tarihçilerde Fatih Sultan Mehmedin Rum kökenli olduğunu söylüyor. Rumların o dönemde nüfus olarak çoğunlukta olduğu belli oluyor. Demek ki Türkmenler azınlıkmış.

    Fatih Sultan Mehmet lakaplı osmanlı Sultanı 2. Mehmet?in Müslüman değil, Hıristiyan olduğunu geçen yıl ünlü yazar Çetin Altan yazmıştı.

    Şu an Anadoludaki eski şehir, ilçe vs isimlerinin çoğu Cumhuriyetin ardından değiştirilip Türkçeleştirilmiştir. Mesela İstanbul?un resmi ismi 1930?lara kadar Konstantiniyye idi. Arapçada ?Konstantin?in şehri? manasına gelir. Konstantiniye?nin adı 1930?da çıkarılan bir kanun ile değiştirilerek İstanbul yapılmışır. osmanlı kayıtlarındada 1920lere kadar İstanbulun adı Konstantiniyye diye geçer.

    Ki zaten İstabul kelimeside Yunancadır.

    İstanbul: Grekçe; Eis Ten Polin (Şehire doğru),

    Osmanlının Constantinopoli feth edip İstanbul yapması tarihi bir yalandır. İstanbul adı 1930?da verilmiştir.

    1a.Osmanlı hiç bir zaman Türkçe konuşmamıştır. Osmanlıca Arapça ve Farsça karışımı dildi. Bilinenin aksine Osmanlıca denen yapay dil Türkçe değildir. Türkçede çok fazla Arapça ve Farsça kelime olduğu için böyle sanılıyor.

    Osmanlıda saray dili Persçeydi. Osmanlının kullandığı alfabede Pers alfabesiydi.

    Arapça ve Farsça yazan, konuşan ediplerin, Türkçe konuşan ve yazanlardan daha üstün tutulmaları sebepsiz değildir.

    2. Bütün kadın sultanlar, bütün padişah anaları, hep yabancı ırklardan alınan köle kadınlardan geldiler. Hanedanda bu kan yabancılığı, osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahına kadar devam etti.

    3. osmanlı şairlerinden Baki’nin, “Muhteşem Süleyman” olarak bilinen padişaha sunduğu bir şiirinin Türkçeleştirilmiş dizeleri şöyle:

    “Her taç yoksulluk ve yokluk ehline baş tacı olamaz.

    Ey hoca Türk toplumundan olanın başı kabadır.

    Türk, sultan olma yeteneğinden yoksundur.”

    Yine bir osmanlı şairi olan Nef’i ise; “Tanrı, Türke irfan çeşmesini yasaklamıştır” demiştir.

    Divan-ı Hümayun yazmanlarından Hafız Hamdi Çelebi 1499 yılında yazdığı şiirinde, “Baban da olsa Türkü öldür” nakaratını kullanmakta, üstelik bu sözün İslam Peygamberi Hz. Muhammet’e ait olduğunu vurgulamaktadır. Sadece bir kıtasını yineleyelim:

    Osmanlı sarayının devşirme yazarlarından Hafız Ahmet Çelebi’nin 1499 yılında yazdığı şiirin bir kıtası şöyledir:

    SAKIN TÜRK’Ü İNSAN SANMA

    BİR AN BİLE OLSA TÜRKLE OLMA

    TÜRK ELİNE ŞEKER OLSA,O ŞEKER ZEHİR OLUR

    TÜRK’ÜN BAŞINI KESERKEN SAKIN GAM YEME

    BABAN BİLE OLSA TÜRK’Ü ÖLDÜR.

    4. Anadolu?da öldürülen Türk sayısı, Yavuz Sultan Selim zamanında 50.000 kadardır. Bu gerçek osmanlı İmparatorluğu’nun Türklükle alakası olmadığının açık bir kanıtıdır.

    5. osmanlı tarihçisi Naima aynı bilinç içinde şöyle yazmaktadır: “Türkmen çözülüp gitmesi yamandır, cem-ü iltiyamına derman yok.? Yani, Türk ulusu ve unsuru öylesine eriyip çözülecektir ki, bir daha birleşmesinin ve bütünleşmesinin ilacı ve dermanı olmayacaktır.

    Osmanlı tarihçisi Naima “Tarihi”nde Türkler için; nadan (kaba) Türk, idraksiz Türk, hilekâr Türk ifadelerini kullanmaktadır.

    6. Aslında Türkler hakkındaki kötü yargılar Selçuklulardan beri yaygındır. Örneğin, Selçuklu yazar Aksaraylı Kerimeddin Mahmud, şunları yazmıştır: “Hunhar Türkler, köpek ve kurt gibidirler, ellerine fırsat geçerse yağmayı ganimet bilirler, fakat düşman kuvvetleri gelirse kaçarlar.”

    7. osmanlı düşüncesinde, “kavmi necip” olarak görülen Araplar karşısında Türk ulusu aşağılanmıştır. 1912 yılında Sebilürreşt dergisinde çıkan bir yazıda; “Türk” deyiminin kullanılması, dinsizlik, kâfirlik sayılıyordu. “Türk hükümeti”, “Türk ordusu”, “Türk ülkesi” deyimlerinin osmanlı halkı üzerinde rahatsızlık yarattığı biliniyordu.

    8. osmanlı Efendisine Türk demek hakaret sayılmış, “Türk” sözcüğü, Anadolu köylüleri için kullanılır olmuştur. Yani Türk kelimesi aşağılamak ve küfür yerine kullanılırmış. Irki bir anlam taşımıyor ve sadece cahil köylüleri aşağılamak söylenirdi.

    9. İstanbul alındıktan sonra, osmanlı yönetiminde, devletin en yüksek yürütme organları Türke kapalı tutulmuş, devlet adamlarının yetiştirildiği Enderun okullarına Türkler alınmamışlardır.

    10a. Devlet-i Aliyye Devri’nde, Başbakanlara, Sadrazam deniyordu. 624 yıllık osmanlı devrinde, 215 sadrazam oldu. Ve sadece 78’inin Türk asıllı olduğu iddia ediliyor. Yani en 197 sadrazam Türk soyundan değildi. Bu 78 Türk olduğu iddia edilen sadrazamlarda büyük olasılıkla uydurmadır. Böyle birşey gerçek değildir. Son yıllarda yazılan tarih kitaplarında yer alır ancak. Eski tarih kitaplarında böyle birşey yer almaz.

    10b. osmanlı vezirlerinin içinde tek bir Türk yoktur.

    11. osmanlı yönetiminin bu tutumuna karşın halk da kendi arasında birlik ve beraberlik içinde değildi. Anadoluda tarikatlar içinde, Türk kökenli olanları, doğal olarak Arap kültürü görmüş olan medreselilerce aşağılanmaya çalışıldı. “Kaba Türk”, “Anlayışsız Türkler”, “Pis Türkler” gibi önyargılar dönemin özelliklerinden oldu.

    12. osmanlı yönetiminde Türke yaklaşım o denli aşağılayıcıdır ki, o günlerden kalan aşağıdaki şiir bu yaklaşımı özetlemektedir:

    “Türk değil mi, Merzifon’un eş.ği,

    Eş.k değil, köp..ten de aşağı.”

    13. osmanlı Devletinde kamu ile ilgili belgelerde, Türkçe sözcüğe 1876 Anayasasına değin rastlanmadı.

    Ne dini, ne dili, ne ırkı, ne davranışı Türklükle alakası olmayan Osmanlıya ?Türk? demek kadar komik ve saçma birşey olamaz.

    Dünyada böyle birşey ne görülmüştür, nede duyulmuştur.

    14. osmanlı yönetimi, kendilerini Türk olarak görmedikleri için, Türk kökenliler “azınlık” konumunda kaldı. 1897 tarihinde, bir İngiliz gezgini şunları söylüyordu: “Türk adı nadiren kullanılır, onun iki yolda kullanıldığını işittim; ya bir ırkı ayırt eden deyim olarak, örneğin bir köyün ‘Türk’ veya Türkmen’ olup olmadığını sorarsın, ya da bir hakaret deyimi olarak, örneğin İngilizce söyleyeceğin ‘eşek kafalı’ anlamında, ‘Türk kafa’ diye homurdanırsın.

    Büyük genetik araştırmaların hepsi Orta Asyadan Anadoluya gelmiş Türkmenlerin azınlık olduğunu ıspatlamıştır.

    … Cin settini osmanlı korkusu yaptırmadı hatırlatırım benim atalarım osmanlı değil

  10. Türk Kızı Nisan 8, 2016

    Kimsen ve atanı kim kabul ediyorsan git orda yaşa bu ülkede soyunu sopunu bilmeyen inkar edenlere yer yok kimin tohumuysan git onlara anlat bunları

  11. Ali Nisan 17, 2016

    Aybars yazmakla Türk olduğunu ama aslında türklerin aşağılık bir toplum olduğunu ve tarihinin olmadığını yazıp insanlar üzerinde acabamı deyip hatta cahil kalmış birkaç kişi üzerinde etki bırakmak ve hatta geçmişte senin ATA’ların gibi TÜRK ÜN gazabına uğramışların yüreğine su serpmek için saçmalamışsın.

    UNUTMAYIN BİZ TÜRK’LER HERYERDEYİZ.

    ANANIZ BACINIZ SİZDE BULAMADIĞI SEVGİYİ BİZDE BULUYOR , RAHAT OL..?

  12. @sil Türk Şubat 23, 2016

    S….lan ermeni tohumu adın Türk ama aslini bile inkar ediyorsun,senin gibileri it soyu bile olamaz

  13. ata Mart 23, 2016

    ATATÜRK ‘ e ingiliz bilmemne diyen cehennemlik yaratıklara sormak lazım. İngiliz gemisiyle kaçan milleti satan ingiliz parasıyla ayaklanma düzenleyen mollalar mı kurtardı ülkeyi. Arap artıkları sizi.

Yorum Yap