ALTIN 399,35
DOLAR 6,8648
EURO 7,8486
BIST 8,6582
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Az Bulutlu

Hulusi Çolak ; Bilmekte ve İnanmaktayız

01.05.2018
3.013
A+
A-
Hulusi Çolak ; Bilmekte ve İnanmaktayız
Reklam

 

 

Kadim Türk Milleti Tarih alanına kendisine has birçok özellik ile çıkmıştır. Bunların en önemlilerinin başında da bağımsızlık gelmiştir. Türkler bağımsızlıklarını vazgeçilmez bir unsur olarak görmüşlerdir. Asker Millet anlayışını benimsemiş olan Türkler girmiş oldukları savaşlarda ölüme koşarak gitmişlerdir. Çok kanlı savaşlarda, savaş alanında ölmeyi, esir olmaya tercih etmişlerdir. Türk Başbuğları ülkelerini adalet ile yönetmişler, yönetemeyen Başbuğların da ülkeleri yıkılmıştır.
Yusuf Has Hacib Kutadgu Bilig eserinde Devleti yöneten yöneticilerin ne özelliklere sahip olması gerektiğinin özellikle üzerinde durmuştur. Devlet yöneticilerinin okuması ve ders alması gereken bir eserdir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti de sayısız badireler atlatarak günümüze gelmiştir. Partimizin kurucusu Merhum Alparslan Türkeş, yetişirken içerisinde filizlenen millet aşkı ile bu partiye can suyu vermiştir.
İlk seminer toplantısının konusuna “Sen istersen o bir hayal değildir artık” ismini vererek , teşkilatını ateşlemiştir. Son nefesine kadar dünya görüşünden tüy kadar taviz vermemiş, ileri görüşlülüğü sayesinde hiçbir çarpıtmaya prim vermemiştir. Partisinin çizgisinden sapmamıştır.

Davanın siyasetini yürütmek ile görevli kişiler, davanın siyasetini yürütmez ise, siyasetin davasını yürütmeye başlarlar. Bu minval üzere olan kişiler ise savrulurlar. İşin sonunda var ise kıblelerinden olurlar. Ülkücünün bulundurması gereken vasıfları bünyesine işletmiş olan kişiler ise şartlar ne olursa olsun Başbuğ Alparslan Türkeş’in pusulası ile yollarını bulabilirler.
Ülkemiz yıllardır süregelen bir terör belası içerisindedir. Dünya üzerinde bulunan bazı Türk coğrafyalarında kan ve göz yaşı akmakta iken, Kırım ilhak edilirken soydaşlarımız Türkiye’den nefes beklemekteler.
Türk coğrafyalarında durum bundan ibaret iken ülke içerisinde birbirini yeme durumu söz konusu. Mukallit ve münafık şahıslardan çektiğini hiç kimseden çekmedi bu aziz millet. Bizden görünen ama bizden olmayan şahıslar. Belli kaynakların beslediği ve içimize soktuğu kişiliksiz ve karaktersiz tipler.
Ülkü ocaklarında aldığımız eğitimlerden de ülkücüler, ülkücü geçinenler ve ülkücülükten geçinenlerin olduğunu bilmekteyiz. Yukarıda sözünü ettiğim kişiler ya baştan kasıtlı olarak içimize sokulmuş, ya da daha sonra akıntıya kapılıp sürüklenmişlerdir. Gerekli donanımı almamış ve ülkücü ahlakına bürünememiş olan kişilerdir bu insanlar.
Milliyetçi harekete gönül vermiş her bir bireyin dikkat etmesi gereken en önemli unsurlardan birisi de “ulusalcılık” noktasındadır. Bir ülkücü bu oluşumlara pirim vermemeli ve yanlarında bulunmamalıdır. Keza körle yatan şaşı kalkar.
Ben şahsım olarak bu akıntıya kapılan kişilerin Hz. İbrahim’den, Hz. Muhammed’den, Alemin düzeninden, bu uğurda verilen 130 milyon şehidimizden ve Türk Milletinden haberdar olmadıklarını düşünmekteyim. Onlar için Türk kavim değil, Rakı masalarında, otel lobilerinde sohbet konusudur. Dini İslam’ın karşısına konulacak fikrin temel harcı. Kendileri ne ola ki!

Millet nedir bilmeden milliyetçilikten dem vurmaya kalkan bu tiplerin kendilerini Perinçek çizgisinde bulmaları, kendilerini Halk tv, Ulusal tv ve diğer lağım kanallarında bulmaları ise elbet normaldir.

Abdest almak zor geldiğinden namaz kılmayanların Türk’e dair ettikleri kelamlar yalnızca münafıklıklarına delil arz etmektedir. Türk ile İslam’ı , İslam ile Türk’ü karşı karşıya getirmek için çırpınır dururlar. Veyl olsun.

Nerede Türk ve İslam düşmanı var ise onunla ittifak kurma ve anlaşma konusunda bir beis görmeyenler, ülkücü hareketin siyasi temsili olan MHP’yi içeriden vuran gafiller en sonunda 15 vekil ile kendilerine yakışan temsilcileri bulmuşlardır.

Siyaseti bir kişiye olan kinleri üzerinden dizayn edip, bu minval kendilerini tanımlayan ve durmadan topluma kin ve nifak eken tiplemelerin hangi zümrenin özelliklerine haiz oldukları da ortadadır. Siyaseti hizmet ve projeler üzerine değil de, bir kişiyi yıkma üzerine yapanlar aslında Pensilvanya canavarı Papaz’ın politikasını hayata geçirmektedirler.

Artık onlar için her şey pazara sunulabilir. Kibirden kaledirler artık. Kendilerini dev aynalarında görürler. Hal ve hareketleri menfaat pusulasına göre belirlerler. Değerler nedir ki; kendileri bile pazardadır. Tevilde zirve yaparlar. Mahalle yanarken bunlar en fazla saçlarını tarayacak olanlardır artık…

Türkiye Cumhuriyeti’ne 15 temmuz’da yapılan saldırıyı bu aziz millet tarumar etmişken, bunu idrakten yoksun olanların, tankların yol verdiği ve evvelden “yurtta sulh cihanda sulh” diye bağırıp hesaplaşacağız diye ortada fink atanların 15 vekil mevzusuna bakış açıları samimiyetlerinin belgesidir. Onların ittifakları ortadadır…Onlar birbirlerinin VELİSİDİR.

Evvelce bahsetmiştik;

Münafıklar zafer elde edemezler. En fazla vakit kaybına sebep olurlar. Ve hesapları kendilerine ait değildir. Veyl olsun onlara.

Halep’de ki saflar neyse Türkiye’de ki saf odur.
Pyd teröristlerine terörist diyemeyenleri kendilerine yakın görüp 15 vekili kabul edenlerin söyleyecek kelamları ne ola ki…
Katillerimiz ile safa duranların bize sözü ne ola ki…

Aziz Türk Milletine ve değerlerine her fırsatta saldıranları kendilerine yaren edinenlerin bize sözü ne ola ki…
Afrin’de vurulanlar için ağıt yakanlar ile ittifak kuranlar mı Türk ve İslam üzerine kelam edecek…
‘’Zulüm 1453’de başladı’’ diyenleri kendinden bilenler mi bize kelam edecek…Onlar mı bu millete hizmet edecek…Onlar mı aziz milleti TEMSİL edecek…
Siyaset sahnesinde her şeyi mubah gören anlayış bu milleti temsil edemez.
Siyasetin davasını güdenlerin söz konusu vatan olduğu zaman yapacaklarımızı anlamaları söz konusu değildir.
Türkiye’de saflar netleşiyor.
Bir yanda bu milletin evlatları…

Diğer yanda ise diğerleri…Evet diğerleri…her çeşidi…Nursuzu,soysuzu,imansızı,kansızı,münafığı,beslemesi,kriptosu…

Bizler saflarımızı sıkı tutmak ile mükellefiz. Cumhur ittifakı aziz milletimizin önüne konan milli bir oluşum. Aziz milletimiz feraseti ile olanları izlemektedir. Kimlerin neleri hesapladığının farkındadır.

Biz bu milletin evlatları olarak, millet ve devletimize hizmet için ortadayız. Talebimiz milletimize hizmet etmektir.

Bilmekte ve inanmaktayız ki,
Türk devleti büyüyüp gelişecektir. Türk devleti gücüne güç katacaktır. Türk devleti her daim dimdik ayakta duracaktır. Ülkemizi zelil duruma düşürmeye çalışan dahili ve harici düşmanlarımız emellerine ulaşamayacaktır. Her dönemde olduğu gibi bizler bu oyunu bozacağız. Ülkemizin kargaşa ortamına girmesine vesile olacak adımları önceden görecek ve engelleyeceğiz. Bu bizim aldığımız edebin gereğidir…

 

Hulusi ÇOLAK Kimdir?
1978 Bandırma’da doğdu. Çocuk yaslarında Ülkücü Hareket saflarına katılan Çolak, Bursa Uludağ Üniversitesi İşletme bölümünü kazandı. Üniv. yıllarında okul ve yurt başkanlıkları yaptı. Bursa Ülkü Ocakları yöneticiliğinden sonra İstanbul’a döndü.
2004-2005 yıllarında Esenyalı
2006-2007 yıllarında ise Pendik Ülkü Ocakları Başkanlığı görevlerini yürüttü.
Siyasi Hayatında MHP Pendik ve Kartal ilçe teşkilatlarında ilçe yöneticiliği ve başkan yardımcılığı görevlerini üstlendi.
Uzun yıllardır çeşitli firmalarda insan kaynakları yöneticiliği ve danışmanlığı yapmakta olan Çolak, aslen Trabzon’lu olup,
Ingilizce ve Fransızca bilmektedir.
Evli ve 3 kız çocuğu babasıdır…

Reklam
tarihigercekler
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.